Ana Sayfa 2. Sayı Ahlat Ağacı: Nuri Bilge Ceylan Sinemasında Süreklilik ve Dönüşüm

Ahlat Ağacı: Nuri Bilge Ceylan Sinemasında Süreklilik ve Dönüşüm

Author

Date

Category

Nuri Bilge Ceylan sinemasının tarihsel gelişimi içerisinde Ahlat Ağacı (2018), hem Kasaba (1997), Mayıs Sıkıntısı (1999) ve Uzak (2002) gibi erken dönem filmlerindeki temalara dönüş niteliği taşıyor hem de bu temaların yönetmenin Bir Zamanlar Anadolu’da (2011) ve Kış Uykusu’nda (2014) olgunlaştırdığı sinema tarzının imkanlarıyla kotarılmış daha yetkin bir sinemasal ifadesini oluşturuyor. Ceylan, erken dönem filmleriyle sinemada Türk filmi izlememeyi şiar edinmiş bir toplumsal grubu buna ikna edebilmişti. 1990’larda Türk sinemasının geleneksel pratikleri dışında örnekler vermeye başlayan Reha Erdem, Derviş Zaim ve Zeki Demirkubuz gibi yönetmenlerle birlikte Ceylan’ın filmleri modernist teknikleri tutarlı bir şekilde kullanan bir sinema yaklaşımı ortaya koydu. Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Uzak’tan sonra ise Ceylan konvansiyonel sinema unsurlarını kendi tarzına yedirerek kullanmaya başladı. Ahlat Ağacı, uzunluğuna ve yer yer kitabi diyaloglarına rağmen yönetmenin erken dönem sinemasının ana ekseni olan minimalist estetiği daha zengin bir anlatımla ikmal eden ve böylelikle daha geniş bir seyirci kitlesine seslenen gelişkin bir sinema diline sahip. Öte yandan film etkileyici sinematografisine rağmen Cannes’da kadınların çoğunluğunu oluşturduğu jürinin ilgisine mazhar olamadı. Bunda filmin Ceylan sineması için artık bir kaziye haline gelen “erkek bakış açısına sahip olduğu” yargısını doğrular şekilde politik doğruculuğu gözetmeyen yaklaşımı etkili olmuş olabilir. Film Türkiye’de de estetik gerekçeler öne sürülerek çeşitli eleştirilere maruz kaldı. Ancak bu tür yorumlarda Ceylan’ın politik beklentilere karşılık üretmeyen genel yaklaşımının rol oynadığını düşünmek yanlış olmaz sanıyorum. Ahlat Ağacı öte yandan Ceylan’ın auteur vasfını da perçinleyen bir film. Ceylan sinemasının zaman içinde geçirdiği biçimsel dönüşüme rağmen belirli tema ve meselelerin sürekliliğini bariz bir şekilde ortaya koyuyor.

Ahlat Ağacı’nda Nuri Bilge Ceylan kendisinden beklenen görsel yaklaşıma muhalif bir biçimde karakterlerde duygusal derinlik yaratmayı önceliyor. Bunda da çok başarılı oluyor. Aslında belki de hakkında çok konuşulan Cannes’da filmin gösteriminden sonra dakikalarca süren alkışlanışı ama ödül alamayışı biraz da bununla ilgili. Ceylan, Kış Uykusu’nda bile alameti farikası olan uzun ve geniş planlar çok az kullanılmıştı. Ahlat Ağacı’nda ise Sinan karakterinin Hatice ile tarlada karşılaştığı sekans dışında Ceylan’ın görsel imzasını gördüğümüz bir yer yok gibi. Buradaki kullanım bile aslında bir çeşit Nuri Bilge Ceylan efekti gibi duruyor. Filmin genel görsel dokusundan ayrışıyor. Bol diyaloglu sekanslar, Kasaba’da ateş başındaki konuşma sahnelerinden beri Ceylan sinemasında karşılaşılabilecek unsurlar. Ancak Bir Zamanlar Anadolu’da filminden itibaren diyaloglar öne çıkmaya başlıyor ve dramatik yükü taşıyan ana unsur haline geliyor. Nuri Bilge Ceylan böylelikle giderek Türk sinemasının işitsel kanalı temel alan geleneksel eğilimine yaklaşıyor. Filme yönelik dile getirilen süreklilik ve ışığa dair eleştirilerin de ortaya koyduğu gibi yönetmen diyaloglarda yakalamaya çalıştığı inandırıcılığı görsel kusursuzluğa tercih ediyor. Ahlat Ağacı görsel açıdan çapaklı bir film. Ama öte yandan Ceylan’ın ritmi en yüksek filmlerinden biri. Bu da uzun süresine rağmen izlenebilirliği yüksek bir film yapıyor onu.

Filmdeki oyuncu tercihleri de Nuri Bilge Ceylan’ın genel dramatik yaklaşımdan farklı bir şey denediğinin işareti olarak okunabilir. Ceylan ilk filmlerinde amatör oyuncularla çalışırken Üç Maymun’dan (2008) itibaren daha çok profesyonel oyunculara filmlerinde rol veriyor. Ancak yine de Üç Maymun’daki Yavuz Bingöl ve Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki Yılmaz Erdoğan tercihleri Ceylan’ın oyunculuk konusundaki yaklaşımının sıra dışı olduğunu ortaya koyuyor. Ahlat Ağacı’nda başrolleri Murat Cemcir ve Doğu Demirkol gibi komedyenlere vermesi de bu kapsamda düşünülebilir. Türk sinemasında komedi oyuncuları Türk insanına has özellikleri yansıtmada daha mahir oldukları için Ceylan’ın da tercihlerini onlardan yana kullanıyor olması bu durumla bağlantılı olarak anlaşılabilir. Ayrıca bu tür oyuncuların geniş seyirci kitlesiyle diyaloğunun daha başarılı olması da göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus. Ceylan filmlerinde giderek sıradan seyirciyi de filmin içine çekebilecek bir anlatı ve oyuncu kadrosu kuruyor.

         Minimalist anlatımdan romansala

Nuri Bilge Ceylan sinemasında Ahlat Ağacı’yla artık çok daha açık hale gelen bir diğer eğilim ise minimalist anlatımın yerini romansal bir anlatıma bırakmasıdır. Ceylan sinemasında hem içerik düzeyinde hem de biçim düzeyinde önemli etkilerden biri Çehov olagelmiştir. Çehovyen anlatı ekonomisi, Ceylan’ın özellikle erken dönem filmlerinin ayırıcı bir vasfıyken Bir Zamanlar Anadolu’da ile birlikte çoğaltılabilirlik daha baskın bir özellik haline gelir. Çoğaltılabilirlik, anlatıda kullanılan her unsurun hikayeye vazgeçilmez bir katkıda bulunduğu minimalist anlatıma tezat teşkil edecek şekilde, unsurların eklenip çıkarılabildiği bir anlatım tesis eder. Ahlat Ağacı bu açıdan karakterin dramatik boyutlarını meydana çıkaran bir dizi karşılaşmadan oluşur. Bu karşılaşmalar Bahtin’in romansal çokseslilik kavramsallaştırmasına uygun şekilde bir anlatı ve söylem çoğulluğu oluşturur. Ceylan anlatım ekonomisi yerine karakteri merkeze alarak dramatik pekiştirmeyi hedefler. Bu aynı zamanda sadece başrollerin ötesinde yan karakterlerin de kendi hikayeleriyle filmde var olmasını sağlayarak filme sosyolojik bir alan derinliği sağlar. Ceylan, Bir Zamanlar Anadolu’da filminde yetkin bir biçimde oluşturmayı başardığı karakter zenginliğini bu filmde de sağlar. Ahlat Ağacı bir yandan Sinan karakterinin içsel yolculuğunu takip ederken bir yandan da detaylı bir toplumsal panorama sunar.

Ahlat Ağacı’nı Bildungsroman benzeri bir entelektüel oluşum hikayesi olarak okumak mümkündür. Mayıs Sıkıntısı’nın ilk filmini çekmeye çalışan yönetmen karakteri Muzaffer gibi Sinan da ilk kitabını bastırmaya çalışır. Muzaffer babasının deyimiyle “para edecek bir film olmadığı belli” olan bir film çekmektedir. Sinan’ın kitabı da kitabını bastırmak için destek istemeye gittiği belediye başkanı ve iş adamının ilk anda akıllarına gelen tarzda bir kitap değildir. Bireyselliğini tescil edecek şekilde deneysel bir çalışmadır. Sinan şehre indiğinde kitapçıda karşılaştığı yazarınki gibi bir yazarlık kariyerinin de peşinde değildir. Konuşurken onu sürekli iğneler, katıldığı panelle kendini pazarladığını ima eder. Sinan’ın “meta-roman” olarak tanımladığı kendi kitabı toplumsal beklentilerden farklı ve özgün bir çalışma olacaktır. Celil Civan’ın (2018) da ifade ettiği gibi aslında Ahlat Ağacı bu açıdan bir “üstanlatı” olarak da okunabilir (s. 16). Karakterin kitabını bastırma serüvenini takip eden film tam olarak Sinan’ın kitabını tarif ettiği şekilde gündelik hayattan kesitlerin yer aldığı bir “meta-roman” gibidir. Mayıs Sıkıntısı’nın da bir meta-film olması gibi.

Sinan, Mayıs Sıkıntısı’nın Muzaffer’inin yanı sıra, Kasaba’nın Amerika’da okumuş ziraatçısı, Uzak’ın fotoğrafçısı, İklimler’in (Ceylan, 2006) öğretim üyesi karakteri ve Kış Uykusu’nun emekli tiyatrocusu gibi Ceylan sinemasındaki entelektüel karakterler silsilesinin bir parçasıdır. Bu karakterler taşrayla bağı çeşitli şekillerde devam etmekle birlikte taşradan İstanbul’a ve oradan da yurtdışına uzanan bir toplumsal mobilizasyonun içerisindedirler. Bu karakterler yine değişen oranlarda Ceylan’ın kendi kişisel tarihçesinden kaynaklanırlar. Çanakkale’den çıkıp Ankara’da üniversite okuyan ve Amerika’da mastır yapan babasının ve yine çocukluğu Çanakkale’nin Yenice ilçesinde geçen, Boğaziçi Üniversitesi’nde okuyan ve sonrasında bir dönem Londra’da yaşayan Nuri Bilge Ceylan’ın hayatları bu karakterlerle birlikte belirli bir toplumsal bağlamda anlaşılabilir. Bu bağlam bir seçkinleşme sürecidir. Ceylan’ın seçkin karakterleri genellikle bu süreci eğitim yoluyla kat ederler. Sinan da babası gibi üniversitede öğretmenlik okur. Üniversite için kasabadan çıkması Sinan’a arkadaşlarına karşı bir üstünlük kazandırır. Ahlat Ağacı’nın senaryosu biyografik çağrışımlarına rağmen asıl olarak Ceylan’ın uzaktan akrabası olan ve filmde imam karakterlerinden birini canlandıran Akın Aksu’nun anılarından yola çıkılarak yazılmıştır. Bu da Bir Zamanlar Anadolu’da filminin doktor karakterinde olduğu gibi onu Ceylan için güvenli bir mesafeden tüm derinliğiyle anlatılabilecek bir karakter kılar. Böylelikle de Ahlat Ağacı’nı romansal yanı güçlü bir film olmasını sağlar.

Kaynakça

Ceylan, N. B. (Yöneten). (1997). Kasaba [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (1999). Mayıs Sıkıntısı [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2002). Uzak [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2006). İklimler [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2008). Üç Maymun [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2011). Bir Zamanlar Anadolu’da [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2014). Kış Uykusu [Sinema Filmi].

Ceylan, N. B. (Yöneten). (2018). Ahlat Ağacı [Sinema Filmi].

Civan, C. (2018, Temmuz-Ağustos). Dağınık Bir Filme Dair Dağınık Parçalar. Hayalperdesi(65), 16-19.

Mesut Bostan, (1983, Balıkesir) Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Halen Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde doktora çalışmasına devam ediyor. Türk sineması sosyolojisi, Türk düşüncesinde popülizm ve İslamcılık ile sinema ilişkisi temel çalışma alanlarıdır.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Linda Barbara

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Vestibulum imperdiet massa at dignissim gravida. Vivamus vestibulum odio eget eros accumsan, ut dignissim sapien gravida. Vivamus eu sem vitae dui.

Recent posts

Amerika’nın Kuruluşunda İslam’ın Etkisi

  Amerika Birleşik Devletleri’ne köle olarak getirilmiş, okuma yazma bilen Afrikalı bir Müslüman'a ait 1830'lardan kalma el yazması anılar ABD Kongre Kütüphanesi tarafından satın alınıp...

Türkiye Notları dergisi ‘Birinci Meclis’ başlıklı 10. sayısı ile okuyucu ile buluşuyor.

Dergimizin bu sayısında, Birinci Meclis’in Ankara’da toplanmasının 100. yılı anısına sadece bu Meclise odaklanan makalelerden oluşan bir dosya hazırladık. Bu çerçevede Prof. Dr. Ahmet...

1920-1923 Yılları Arasında Meclis Zabıtlarında Türk, Türklük, Türkçülük

İstanbul’daki meclisin dağılmasından sonra Mustafa Kemal seçim çağrısı yaparak milletvekillerini Ankara’da toplamış 23 Nisan 1920’de meclis açılmıştır. Bu yıl içinde Ankara Hükümeti Yunan, Ermeni,...

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Mücadeledeki Faaliyetleri

         Hamdullah Suphi Tanrıöver(1885-1966) soylu bir aileden gelmiştir. Dedesi, ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası Kocaemioğlu Suphi Paşa’dır. Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif...

Üç Umur Bugay

Türk toplumu 1950’li yıllardan itibaren oldukça dinamik bir süreç içerisinde gözükmektedir. Bu dinamizmi yaratan en önemli kaynağın köyden kente göç olduğu söylenebilir. Yeterli istihdam...

Recent comments