Ana Sayfa 3. Sayı Türkiye’de Milliyetçilik ve Töre Dergisi İncelemesi (1971 – 1980)

Türkiye’de Milliyetçilik ve Töre Dergisi İncelemesi (1971 – 1980)

Author

Date

Category

 

“İnsan varlığı yalnızca var olmakla kalmak istemez, bir yandan da kim olduğunun bilgisine ve sorumluluğuna sahip olmak ister.”

Martin Heidegger

Milliyetçilik, bireyin kim olduğunun sorumluluğuna sahip olmak istemesi ve bir kimlik inşa ederek toplumda nerede durduğunu belirlemesi noktasında önemli bir fikir akımı olarak karşımıza çıkar. Mutlak monarşiden demokratik yönetime geçilmesi noktasında gelişen bu süreçte milliyetçiliğin genel olarak Fransız İhtilali ile ortaya çıktığı vurgulanmaktadır. Bu bağlamda milliyetçilik, modern bir yaklaşım olarak görülmektedir. Her toplumun farklı bir tarihi serüveni olduğu gibi milliyetçiliğin gelişimine ilişkin tedricen gelişen farklı oluşumları da söz konusudur. Kimi toplumlarda milliyetçilik, milletin var ettiği bir fikirken kimi toplumlarda da devletin var ettiği bir fikir olarak ortaya çıkmaktadır. Bu farklılık, milletin doğal bir oluşum mu yoksa sonradan inşa edilmiş modern bir oluşum mu olduğu tartışmalarını da beraberinde getirmiştir. Milliyetçilik Batı toplumlarında yayılmacı düşüncenin gelişimiyle atbaşı giderken, Doğu toplumlarında daha çok emperyalist sisteme karşı bağımsız olabilme düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Milliyetçiliğin tarihsel gelişiminde Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne devam eden bizim hikayemizin de bir yeri vardır. Türkiye’de milliyetçilik, farklı safhalar ve önemli siyasi olaylar üzerinden devam etmiştir. Töre Dergisi de cumhuriyet dönemi tartışmaları açısından önemli bir kavşak noktada bulunmaktadır.

Türkiye’de milliyetçi düşünce, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne milli kimlik; Osmanlıcılık, Garpçılık, İslamcılık ve Türkçülük gibi fikir akımlarının ardından “Türkçülük” düşüncesiyle temelinde inşa edilmiştir. II. Meşrutiyet ve sonrasında yaşananlar, cumhuriyet sonrasında ulus devlet milliyetçiliği, çok partili hayata geçişteki tartışmalar, dernekler ve siyasi partiler, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne milliyetçiliğin birikimini yansıtan unsurlardır. Bilindiği üzere “Türkçülük” düşüncesi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetleriyle önem kazanmıştır. Türkçülük düşüncesini öne çıkaran şey tarihsel süreçte Osmanlı Devleti’ndeki azınlıkların Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımından etkilenerek bağımsızlıklarını elde etmek istemeleri olmuştur. Osmanlı’nın içinde bulunmuş olduğu politik durum “devlet kurtarma” mücadelesi ekseninde aydınları Osmanlı kimliği etrafında Osmanlıcılık düşüncesine, Osmanlıcılık düşüncesinden İslamcılık düşüncesine sevk etmiştir. Bu süreçte yaşanan olaylar ve bağımsızlıklarını kazanan azınlıkların etkisiyle Osmanlı İmparatorluğu’nu kurtarma gayesiyle Müslüman azınlıklardan da destek görülmemesi nedeniyle Türkçülük akımı ön plana çıkmıştır. Balkan Savaşları’nda yaşanan bozgun, Türkiye’de milliyetçi düşüncenin gelişmesi ve güçlenmesi açısından son derece kritik bir yerdedir. Osmanlı’nın yıkılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yine Türkçülük fikir akımının etkisini görmek mümkündür. Milli Mücadele Dönemi’nde öne çıkarılan milli bilinç ve bu bağlamda milliyetçi ruh, Türk devletinin kurulmasında, egemenliğin sağlanmasında etkili olmuştur. Ancak Cumhuriyet Dönemi’nde kurulan Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve ilkokullarda uygulanan “andımız” gibi uygulamalar, resmi ideolojiye bağlı milliyetçi düşüncenin yansımalarıdır ve daha önceki milliyetçi birikimden bazı sapmaları da içermektedir.

Türkiye’de milliyetçiliğin gelişimi aynı zamanda Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne Türkçülüğü öne çıkaran milliyetçi aydınların katkılarıyla gerçekleşmiştir. Burada Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Nihal Atsız, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu gibi isimler, milliyetçiliği farklı yorumlarıyla zenginleştirmiş isimler olarak dikkat çekmektedir. Öyle ki pek çok derneğin, derginin, partinin ve entelektüelin bu isimlerin varisleri olduğu tespiti yerinde olacaktır. Farklı dönemler, farklı olaylar ve gelişmeler, milliyetçilik etrafındaki tartışmaları şekillendirdiği gibi farklı milliyetçi yorumları ortaya çıkarmıştır. Türkçülüğün çatallanan yollarını anlama açısından 1944 Irkçılık-Turancılık davası ve sonrasındaki tartışmalar son derece önemlidir. Çok partili hayata geçişte milliyetçilik, Türkçü ve Anadolucu akımların katkılarıyla siyaset sahnesinde yer edinme mücadelesinde bulunmuştur. Çok partili hayat boyunca milliyetçilik, potansiyeliyle siyasete etki eden bir hareket olmuştur. “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız” sloganıyla milliyetçi hareketin dernekleşme ve partileşme iddiası 1950’lerden itibaren takip edilse bile 1960’lı yıllarda Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nden (CKMP) Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüşümün, bozkurt sembolünden ziyade hilal sembolüne atıfta bulunulması, Türkiye’de milliyetçiliğin aktif siyasetle ilişkisi ve Töre Dergisini anlamak açısından önemlidir.

Töre Dergisi, 1970’li yıllarda tarihsel ve sosyolojik olarak dönüşen toplumsal yapının karmaşık hale gelmiş ortamında milliyetçi geleneği kabul eden ve entelektüel kaygıları önemseyen bir ekip tarafından çıkarılmıştır. Döneminde çok etkin bir dergi olmasına rağmen Töre üzerine hiçbir tez çalışması yapılmamış olması da ayrı bir değerlendirmeyi hak etmektedir. Burada özeti sunulan çalışma, Töre Dergisinin nitel bir saha araştırmasıyla incelenmesiyle ortaya çıkmıştır. Derginin incelenmesi noktasında doküman analizinden ve nerede durduğunun aydınlatılması noktasında betimsel analizden faydalanılmıştır. Burada Töre Dergisinin misyonu, Töre’de öne çıkan temalar üzerinden tespit edilmiştir. Türk-İslam Vurgusu, Antikomünizm Vurgusu, Güncel Olaylara Milliyetçi Perspektif, Milli Kültür Vurgusu ve Töre Dergisinde Milliyetçi Hareket Partisi tespit edilen temalardır. Daha çok Dündar Taşer çizgisini devam ettiren dergi, bir taraftan güncel siyasetle ilgili olmuş, diğer taraftan ise edebiyat, kültür, iktisat, sosyoloji, tarih, sinema gibi konularda da yazılara yer vermiştir. İncelenen dönemde Erol Güngör, İskender Öksüz, Eniz Öksüz, Mustafa Erkal, Halide Nusret Zorlutuna, Ahmet Kabaklı, Dilaver Cebeci, Galip Erdem, Nevzat Kösoğlu, Şevket Bülent Yahnici, Turan Yazgan gibi milliyetçi camianın yakından tanıdığı isimler dışında pek çok farklı isim de dergiye katkıda bulunmuştur. Töre Dergisi, özellikle milliyetçi akademisyenlerin asistan ya da doktora unvanlarıyla ilk yazılarını yayınladıkları bir dergi olarak da dikkat çekicidir.

Belirlenen temaların analizinde 1971-1980 yılları arasında dergide yayımlanan yazılara odaklanılarak atıflara yer verilmiştir. Bu bağlamda Türk-İslam Sentezi’nde derginin daha çok Türk unsurunu öne çıkardığı görülmüştür. Derginin İslam’ı Türklüğü güçlendiren bir öğe olarak ele almakta olduğu, dini Türklerin milli kültürel öğelerinden bir oluşum olarak önemsemekte olduğu görülmektedir. Bu bakımdan Türk-İslam Sentezi’nde Türklüğün İslam ile anlamlandırılması, Türklük ve İslam’ın birbirine eklemlenmesi meselesini derginden sunulan atıflarda görmek mümkündür.

Dergide komünizmin yıkıcı faaliyetleriyle kök saldığı dönemlerde antikomünist bir vurguyla yazılar yayımlanmıştır. Gerek iç politikada Ecevit hükümetlerinin ve CHP’nin faaliyetlerinin eleştirilmesi, gerekse Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin siyasetinde ve Devlet Güvenlik Komitesi aracılığıyla komünizmi yayma girişimleri olarak okuyuculara sunulmasında derginin antikomünizme bağlı sol karşıtlığının izleri sürülebilir. Antikomünizmin milliyetçiliğin uzun yıllar en önemli söylem ve eylem kaynağı olduğu dergide net bir şekilde takip edilebilmektedir.

1970’li yılların Türk iç ve dış politikasında çalkantılı dönemleri içinde barındırması hasebiyle Töre’nin dönemsel olaylara eğildiğine ve gündelik siyaset yorumlarına yer verdiğine tanık oluruz. Bu dönemde özellikle 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, SSCB’nin Afganistan’ı işgali, ABD ile dış politikada yaşanan problemler ve İran İslam Devrimi’nin gerçekleşmesi, sürecin yorumlanması noktasında derginin olaylar karşısındaki milliyetçi perspektifinin bir ifadesi olmuştur. Zararlı ideolojiler olarak belirtilen komünizm, kapitalizm, nasyonal sosyalizm gibi oluşumlara karşı milli kültürü öne çıkaran yazıları dergi bünyesinde görmek mümkündür. Türk milliyetçiliğinin ancak milli kültürün sağlamlaştırılmasıyla ve milli kültüre önem veren nesillerin yetiştirilmesiyle gelişebileceği tezini savunan Töre Dergisi kadrosunca dergide “milli kültür vurgusu” önemli bir yer teşkil etmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisinin ve “Dokuz Işık Doktrini” ile öne çıkan Alparslan Türkeş’in görüşlerine ayrıca önem vermesi, dergiye milliyetçi hareketin fikir üreten yayın organlarından olma işlevselliğini kazandırmıştır. Bu bağlamda Töre bir yandan milliyetçi hareketin Türk siyasal hayatında kendine yer edinebilmesi yönünde fikir üretme açısından destek sağlarken diğer yandan Alparslan Türkeş’in milliyetçi hareket için liderlik inşasını önemsemiştir.

1971-1980 yılları arasındaki bu dönem kaos dönemi olarak bilinmektedir. Bu çalışma ile Töre dergisinin kaos dönemi olarak adlandırılan 1971-1980 yılları arasında yayın hayatına devam ettiği aydınlatılmış ve Türk milliyetçiliğinin gelişimine katkı sunma çabasına dikkat çekilmiştir. Ayrıca Töre’nin MHP’ye olan yakınlığı bu bağlamda milliyetçi hareketin ilkelerini hayata geçirmek amacında olduğu da tespit edilmiştir. Dergi, incelendiği dönem dahilinde milliyetçi düşünceye tarihsel seyrinde önemli bir katkı olarak kabul edilmiştir. Öyle ki Töre Dergisi, Türkiye’nin yakın dönemdeki güncel siyasetini anlama açısından da önemli veriler sunmaktadır.

* Aynı başlıklı yüksek lisans tezinin özetidir.

Kadriye Gözübüyük Çavdı, (1991, Adana) Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden 2015 yılında mezun oldu. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalında 2018 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Linda Barbara

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Vestibulum imperdiet massa at dignissim gravida. Vivamus vestibulum odio eget eros accumsan, ut dignissim sapien gravida. Vivamus eu sem vitae dui.

Recent posts

Amerika’nın Kuruluşunda İslam’ın Etkisi

  Amerika Birleşik Devletleri’ne köle olarak getirilmiş, okuma yazma bilen Afrikalı bir Müslüman'a ait 1830'lardan kalma el yazması anılar ABD Kongre Kütüphanesi tarafından satın alınıp...

Türkiye Notları dergisi ‘Birinci Meclis’ başlıklı 10. sayısı ile okuyucu ile buluşuyor.

Dergimizin bu sayısında, Birinci Meclis’in Ankara’da toplanmasının 100. yılı anısına sadece bu Meclise odaklanan makalelerden oluşan bir dosya hazırladık. Bu çerçevede Prof. Dr. Ahmet...

1920-1923 Yılları Arasında Meclis Zabıtlarında Türk, Türklük, Türkçülük

İstanbul’daki meclisin dağılmasından sonra Mustafa Kemal seçim çağrısı yaparak milletvekillerini Ankara’da toplamış 23 Nisan 1920’de meclis açılmıştır. Bu yıl içinde Ankara Hükümeti Yunan, Ermeni,...

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Mücadeledeki Faaliyetleri

         Hamdullah Suphi Tanrıöver(1885-1966) soylu bir aileden gelmiştir. Dedesi, ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası Kocaemioğlu Suphi Paşa’dır. Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif...

Üç Umur Bugay

Türk toplumu 1950’li yıllardan itibaren oldukça dinamik bir süreç içerisinde gözükmektedir. Bu dinamizmi yaratan en önemli kaynağın köyden kente göç olduğu söylenebilir. Yeterli istihdam...

Recent comments