Uygarlıktan Uygarlaş(Tır)Maya Geçişin Kısa Tarihi

0
63

Kent ve uygarlık kavramları Batıda aynı köken ve aynı anlam örgüsüne sahip, bu yüzden ben ikisini bir(likte) kullanıyorum. Aşağıdaki tabloda bu köken birliği/bütünlüğü açık bir şekilde görülüyor; civis, civilise, civilite, citizen… Kent bir uygarlık ürünüdür, doğru, ancak uygarlığın tezahürü için de kentlere ihtiyaç vardır. Kent ve uygarlık eski tabirle söyleyecek olursak birbirinin mütemmim cüzüdür ve biri diğerini intaç etmektedir.

Bizim inanç/kültür dünyamızda ise uygarlık, kentlilik ve yurttaşlık olgusu olmadığı gibi haliyle bu olgulara işaret eden öz/gün kelimeler de bulunmamaktadır. Türkçede bu olgulara işaret eden kelimeler ya başka kültürlerden ödünç alındığı ya da kendi içinde farklı köklerden türediği için uyumsuzluk şeklinde tabloda kendini göstermektedir; kent, yurttaş, uygar…

 

Türkçe Yunanca Latince İngilizce Fransızca
kent police civitas city  
yurttaş politis civis citizen citoyen
kibarlık politesse   civility civilite
uygar polite civilis civilized civilise
uygarlaşma     civilisation civilisation

 

İlk kentler Mezopotamya’da (Doğu)ortaya çıktı, ancak kentin bu ilk arketipi/şablonu kültürel geçişkenlik yasası ile dünyanın hemen her tarafına yayıldı. Egemenlik, iktidar, sınıf, hiyerarşi,kölelik, parazitlik gibi birçok uygarlık kurumu Yunan ve Roma (Batı) kent/uygarlıklarının da karakteristiği haline geldi…

Bu yazıya uygarlık kavramı hakkında bazı detaylar aktararak başlamak istiyorum.

Kavramın Ortaya Çıkışı

 Kelimeler dönüşerek kavram halini alırlar. Merhum Cemil Meriç’e göre kelimeler köklerinden ya da sözlük anlamlarından koptukları ölçüde kavramlaşır. Uygarlık kavramı datam bu tarife uygun bir şekilde kent içinde meydana gelen bir takım nitel ve nicel yenilikleri topluca ifade etmek üzere kent kelimesinden dönüşerek kavramlaşacaktır.

Uygarlık kavramının bugünkü anlamda tarihçesi aslında çok yeni, sadece birkaç yüz yıl. Ancak başlangıçta uygarlığın adı olmaması kendisinin olmaması anlamına gelmiyor, bu dönemler için uygarlığın kendi vardı adı yoktu da diyebiliriz. İlk uygar toplum olarak bilinen Mezopotamya ve Mısır’da böyle bir kavramın kullanılıp kullanılmadığını bilmiyoruz. Ancak police’in ortaya çıktığı eski Yunan’da müstakil bir ad ile olmasa bile uygarlığın police (kent) kelimesinde içkin olacak bir şekilde tarihsel metinlerde kullanıldığını biliyoruz. “Atinalılar police’i uygarlığı barbarlıktan ayıran en önemli bir ölçüt olarak algılıyorlardı.” (1)

Kentten Uygarlığa

Eski Yunancada kent ‘police’ demek, aynı kökten gelen ‘politis’ ise yurttaş. Kentli olmanın gereği kibarlık ‘politesse’, yurttaşların kent yönetimi hakkında karar vermek üzere toplanmalarına ise ‘politiki’ deniyor. Bu kavram sonradan politika şeklinde dilimize de giriyor.

Ancak kentte oturan herkes yurttaş değil, zira yurttaş olmak bir ayrıcalık. Eski Yunan toplumunda yurttaşların beden ve kol gücüyle çalışması ayıp sayılırdı. Evde, tarlada, inşaatlarda, atölyelerde pek çok köle çalıştıran Atinalıların bazen sırf bu yüzden savaş çıkardığı bilinmektedir. Tarihte hiçbir devletin Atinalılar kadar kölesi olmamıştı, öyle ki Atina’da köle nüfusu zaman zaman yurttaşların yedi katına kadar çıkabiliyordu. (2)

Antik Yunan’da yurttaş olmak için erkek olmak, otuz yaşını doldurmuş olmak ve özgür olmak gibi üç temel şart vardı. Yurttaşlar toplumsal piramidin en üstünde bulunuyor, onu sırasıyla kadınlar, çocuklar, yabancılar ve köleler izliyordu. Police hiçbir zaman herkese yurttaşlık hakkı verecek kadar geniş yürekli olmamıştır.

Görüldüğü gibi police özünde hiyerarşik ve sınıflı bir toplum düzenini yansıtmaktadır. Romada elbette Yunan’dan farklı değildi. Latince kent ‘civitas’, yurttaş ‘civis’, kibarlık ‘civilis’ demek ve civitas sözcüğü doğrudan kentliliğe, yurttaşlığa, kibarlığa, köleci ve sınıflı bir toplum düzenine gönderme yapmaktadır. Bu sınıflı/hiyerarşik yapı sonradan Batı toplumlarına miras olarak aktarılır, ayrıcalıklı yurttaşın yerini ayrıcalıklı aristokratlar, ruhbanlar, senyörler ve sonradan burjuvalar alır.

Ancak modern sömürgecilikle birlikte Batı’da hiyerarşi anlayışı değişmeye ve tüm dünya halklarını içine alacak şekilde genişlemeye başlar. Yeni tasnife göre en altta vahşi topluluklar, onun üstünde barbarlar, onun da üstünde adetlerin yumuşadığı kentler (police) ve kibar (polite) vasfı taşıyan halklar ve nihayet uygar (civilise) Batı toplumları bulunmaktadır.

1775 yılında Johann Friedrich Blumenbach adlı bir zoolog Avrupalıların diğer ırkları aşağılama hakkına temel teşkil etmek üzere farklı halklardan iki yüz kırk beş tane kafatası toplar. Ona göre insanlık 5 katlı bir piramit oluşturmaktadır. En üstte Beyazlar bulunuyor, başlangıçtaki saflık alt katlara indikçe kirli tenler tarafından bozuluyordu; Avustralya yerlileri, Amerika yerlileri, Sarı Asyalılar ve hepsinin altında içten ve dıştan tamamen bozulmuş olan Siyah Afrikalılar yer alıyordu. Bilim nedense siyahları her zaman bodrum katına gönderiyordu. (3)

Üstünlük iddiasını bilimsel bir temele oturtmak zor olmaz. Darwin ile birlikte üstünlük tezi doğal seçilim mekanizması ile açıklanmaya başlar. Bu teze göre ilkel halklar insan soyunun en eski kalıntılarıydı. Halkların ilkel ve ileri ya da barbar ve uygar gibi tasnif edilmeleriyle artık ileri toplumların ilkel toplumları işgal etmeleri ve yurtlarından kovmaları meşru hatta müspet karşılanmaya başlar. Buna göre Avrupalıların Amerika, Afrika ve Avustralya kıtalarını işgali Darwin’in güçlülerin hayatta kalması ilkesinin en somut örneğiydi.

Sonraki yıllarda genetik biliminin ortaya çıkmasıyla bu tarz açıklamalar genetik terimlerle yeniden ifade edildi ve Avrupalı halkların genetik olarak diğer yerli halklardan daha zeki oldukları kabul edildi. Avrupa insanlar arasındaki farkları doğuştan gelen eşitsizliğe bağlayarak böylece onlar üzerinde hegemonya hakkını da kazanmış oluyordu.

Uygarlıktan Uygarlaş(tır)maya 

Avrupa’da uygarlığı ifade eden kelime önceleri police (kent) idi. Police kelimesi 1600’lü yıllardan itibaren yavaş yavaş yerini Latince civitas (kent) kökeninden gelen civilite ve civilise’ye bırakır. Avrupalılara göre police (kent) başka kıtalarda da vardı ama uygarlık, kentleri de aşan niteliği ile sadece Avrupa’da yaşanıyordu.

Ancak police olsun civitas olsun sonuçta yasalarla yönetilen kentsel/toplumsal düzenlerin tümünü kapsıyordu. Bu da police ve civitas’ı diğer Doğulu kentler/halklar ile eşit hale getiriyordu. Oysa Avrupa ciddi ciddi kendini diğer halklardan üstün görmeye başlamıştı. Avrupalılara göre ilkel/geri halklar yerinde sayıyor, kendileri ise keşfediyor, icat ediyor ve buluşlar yapıyordu ve bütün bunlar da birer üstünlük göstergesi değil miydi?

Sömürge gelirleri ile hızla sanayileşen Avrupa’da 1700’lerden itibaren mevcut uygarlık anlayışı/algısı da değişmeye başlar. Dolaşımdaki kavramlar artık Avrupalı insanın hissiyatını ifade etmemektedir. Sıra bu üstünlüğü yeni bir kavram ile taçlandırmaya gelir. Avrupa kendini hem diğer halklardan ayırmak hem üstün konumunu vurgulamak üzere civilise kökünden sıfat-isim civilization (uygarlaştırma) kavramını t/üretir. O zamana değin uygarlık bir olguya işaret eden civilite ve civilisekavramı ile karşılanırkenşimdi yerini bir süreç ifade eden civilization’a bırakır. Ancak burada söz konusu değişikliğin bir kelime değil bir zihniyet değişikliği olduğunu söylememiz gerekiyor. Zira civilization ile birlikte Avrupa başka halkları civilize etme (uygarlaştırma) hakkını kendinde gören farklı bir rol ile dünya sahnesine çıkmaya başlayacaktır.

Civitas(kent) kökünden türeyencivilization kavramı 1756 yılından itibaren sembol bir kavram haline gelir venihayet Batılı kentsel uygarlığın o zamana dek ulaştığı değerleri temsil konumuna yükselir. Kavramın bu şekilde kullanımı Avrupa’ya bir yanda dünyayı uygarlaştırma misyonu biçmiş oluyor diğer yanda sömürgeciliğin meşruiyet zeminini tesis etmiş oluyordu. (4)

1863 yılında Londra Antropoloji Topluluğu siyahların beyazlar gibi zeki olmadıklarına ve onların ancak Avrupalılar tarafından insanileştirilebileceğine ve uygarlaştırılabileceğine hükmeder. Bundan böyle Avrupa bütün enerjisini bu soylu uygarlaştırma görevi için seferber edecektir. (5)

Amerikalı Sosyolog Immanuel Wallerstein’e göre civilization kavramı evrim varsayımına dayanır. İnsanlık evrim sayesinde vahşilikten barbarlığa, barbarlıktan uygarlığa geçmiştir. Ona göre police ilerleme misyonu içermez sadece kibarlığa atıf yapar. Ama civilization insanın sosyalleşen bir varlık olduğuna işaret eder ve ilerleme fikrini temeline yerleştirir. (6) Böylece civilization kavramı hiyerarşiyi belirginleştiren ve en üstte olanı ifade eden bir kavram olarak en yüksek tahta oturur.Önceleri yasal düzeni ifade eden police kelimesi nihayet bu dönemeçte tarihe karışır ve iç güvenlik teşkilatının adı haline gelir.

Avrupa’nın yeni egemen gücü burjuvalar önceleri sadece kendi halklarını sömürmekle yetindikleri halde civilization kavramının sağladığı avantajla bütün dünyayı sömürmeye yönelir.

Evet bütün bu gelişmeler civilization kavramının merkezi Batı olan bir dünya algısını diğer toplumlara dayatmak maksadıyla icat edildiğini gösteriyor. (7) Kavram o tarihten sonra bugün de geçerli olduğu biçimde Avrupa’nın oluşturduğu değerler toplamını ifade edecek şekilde kullanılmaya başlayacaktır.

Uygar/lık/laştırma kavramının ortaya çıkış hikâyesi kısaca böyle.

———–

1)Uygarlıklar Tarihi, Tarih Vakfı ve Seçbir Merkezi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, 2018,c-I, s.201

2)Meriç Cemil, Umrandan Uygarlığa, Haz. Mahmut Ali Meriç, İletişim Yayınları, İstanbul, 1996, s.56

3)Galeano Eduardo, Aynalar, Çev. Süleyman Doğru, Sel Yayınları, İstanbul, 2009, s.85

4)Karaçavuş Ahmet, KTÜ Edebiyat Fak. Tarih Bölümü, “Temeddünden Medeniyete Civilisation”, OTAM, 37/Bahar, 2015, s.92-102

5)Galeano, s.85

6) Wallerstein Immanuel, Jeopolitik ve Jeokültür, Çev. Mustafa Özel, İz Yayınları, İstanbul, 1993, s.307

7)Göle Nilüfer, Modern Mahrem-Medeniyet ve Örtünme, Metis Yayınları, İstanbul, 2001, s.28

Semih Akşener, (1964, İnegöl) İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldu. Halen özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Kendini Bilen İnsan (2004), Apartmana-Betona Hayır (2008), Milyonluk Manzara (kollektif-2013), Mutlu Ev (2017) adlı dört kitabı vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here