Ana Sayfa 4. Sayı Ankara Tarihine Damga Vurmuş Bir Edebiyat Mahfili: Karpiç Şehir Lokantası

Ankara Tarihine Damga Vurmuş Bir Edebiyat Mahfili: Karpiç Şehir Lokantası

Author

Date

Category

Ankara’yı ele alan pek çok kitap ve yazıda bahsi geçen Karpiç Lokantası, yakın dönem başkent tarihine damga vurmuş önemli mekânlardan biridir. Karpiç, özellikle 1932-1962 yılları arasında Ankara’nın önemli edebiyat mahfillerinden biri olarak karşımıza çıkar. Kırk yıl hizmet veren lokantanın sahibi, Çarlık Rusyası göçmenlerinden Beyaz Rus Juri George Karpovitch’dir.

George Karpovitch (Baba Karpiç), (1953).

Rusya’da otel ve lokanta işletmeciliği yapan Karpovitch, 1918 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a göç eder. Önceleri İstanbul’da bazı lokantalarda çalışan Karpovitch’in (Arcayürek, 1953, ss. 4-5) 1923 yılında Yalova’da Taşhan’ın sahibi Cemal Taşhan’la tanışması, Ankara macerasının başlamasına yol açar. Bu karşılaşmada Cemal Taşhan’dan Ankara’da asrî bir lokanta açma teklifi alan Karpovitch, bu teklifi kabul ederek aralarında Serge (Süreyya) gibi şef garsonlarının da bulunduğu çalışma arkadaşlarıyla başkente taşınır (İlkin, 1994, s. 65).

Elli Yıllık Yaşantımız 1923-1933 adlı kitapta, Karpovitch’in bizzat Atatürk tarafından Avrupai bir lokanta açmak üzere Ankara’ya davet edildiği kaydedilmektedir. (İmzasız, 1975, s. 82). Karpovitch, Ankara’ya gelir gelmez Cemal Bey’in işlettiği Taşhan’ın alt katında bir lokanta açmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara sosyal hayatının gözde mekânlarından biri olan bu lokantanın müdavimlerinden biri de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Karpovitch adını müşterilerin güç telaffuz ettiklerini fark eden Atatürk, “Gel sana Karpiç diyelim” önerisinde bulunur ve bundan sonra George Karpovitch’in ismi Karpiç olur (İlkin, 1994, s. 66). İsmi değişen Karpiç, 1935 yılında Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir (Tanyer, 2011, s. 237).

Karpiç, 1932 yılının Haziran ayında devletten sağladığı kredi desteğiyle Ulus’ta Bankalar Caddesi’nde “Şehir Lokantası” adıyla yeni bir lokanta açar. İhsan Sabri Çağlayangil, Altan Öymen’e hatıralarını anlatırken Karpiç’in devletten her yıl 6000 lira destek aldığını belirtir (Öymen, 1984, s. 8). Lokanta, geçmişte Jul Fresko’nun işlettiği Şehir Bahçesi’nin bulunduğu yerde açıldığı için “Şehir Lokantası” ismini almıştır. Resmî adı Şehir Lokantası olmakla birlikte mekân, daha çok sahibinin ismiyle “Karpiç” olarak anılır.

 

Ulus Meydanı, Bankalar Caddesi. (1930).

Fotoğrafın sağ kısmında görülen beyaz yapı, Karpiç Lokantası’dır.

(VEKAM Arşivi).

Menüsünden masa örtülerine, orkestrasından çatal, bıçak ve tabaklarına kadar her şeyi özenle düzenlenen Karpiç, temizliği ve itinalı servisi ile de kısa sürede Ankara’nın en meşhur lokantası olmuştur. Selim İlkin, batılı yeme-içme kültürünün Karpiç öncülüğünde yaygınlaşmasının sebeplerinden birinin lokantanın uyguladığı düşük fiyat politikası olduğunu belirtir:

Batılı yeme-içme kültürünün Karpiç öncülüğünde yaygınlaşmasının ana nedenlerinden biri, bu lokantanın uyguladığı düşük fiyat politikası olmuştur. Hergünkü menüde yer alan, çok düşük fiyatlı tutulan ‘tabldot’ dışında, bazı bürokratlar için ‘serbestçe’ yiyip içecekleri aylık ‘özel tarifeler’ oluşturulmuştu (1994, s. 66).

Devrin pek çok tanığı tarafından lokantanın sahibinin “Baba” sıfatıyla anılması, ömrü boyunca kendini işine adamış Karpiç’in çok sevildiğini göstermektedir. Lokantanın müdavimlerinden Çetin Altan, Bir Yumak İnsan’da Baba Karpiç’in portresini şu cümlelerle çizer:

Tiril tiril ipekli ince beyaz ceket. Öyle bir beyazlık ki, hiçbir deterjan reklamı yanına yaklaşamaz. O bu beyaz ceket içinde bir lokanta sahibi olarak değil, tebaasını müşterilerinin meydana getirdiği bir garsonlar imparatoru olarak dolaşırdı. Yaşlılığının verdiği uzunca boyuna yakışan hafif kamburluk, canı istediği zaman gösterdiği, imbikten geçmiş bir kibarlıkla incelik ve bir diplomat keskinliğinde, herkesin değerine göre ayarladığı selam ve ilgisiyle Baba Karpiç, o dönem Ankara’sının politika pazarı dışındaki en önemli nirengi noktasıydı (1998, s. 193).

 

Falih Rıfkı Atay ise “Baba Karpiç” adlı yazısında Karpiç’in Ankara’da ucuzluğu ve kibarlığı birleştiren bir lokanta olduğunu belirtir. Atay’a göre Karpiç’in sıkça devam edilen bir mekân olmasında sahibinin müşterileriyle kurduğu “seviyeli ilişki” etkilidir (1953, s. 8).

Karpiç Lokantası, dönemin benzer diğer mahfilleri ile kıyaslandığında “kuralları olan” bir mekân olarak dikkat çeker. Lokantaya kravatsız gelen müşteriler, vestiyerde hazır bulundurulan kravatlardan birini takmadan içeriye alınmaz (Tanyer, 2006, s. 16), yemekler Karpiç’in belirlediği sıra ve zaman aralığı ile servis edilir. Lokantanın müdavimlerinden İhsan Sabri Çağlayangil, “Bu zat, Türkiye’de lokantacılığın babasıdır. Aşçılıktan restorana ulaşan çizgiyi o tamamladı. Yemek yemenin tıkınmak değil, aynı zamanda bir zevk işi olduğunu öğreten odur” cümleleriyle Karpiç’in o dönemde yüklendiği fonksiyonu özetler (1986, s. 108).

Kırk yıl hizmet veren Karpiç Lokantası’nın diplomatlardan iş adamlarına, siyasilerden yabancı devlet temsilcilerine ve istihbarat elemanlarına kadar oldukça geniş bir müşteri profili vardır. Karpiç’in garsonlarından Çiçero’nun bir Alman casusu olduğunu Cahit Külebi’nin hatıralarından (2007, s. 79) öğreniriz. Külebi’nin tasviri ile Çiçero, uzun boylu, zayıf, bariton sesli, dazlak kafalı biridir ve Joseph Mankiewicz’in 1950 yılında çektiği ünlü Beş Parmak filminde onun maceraları anlatılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, Şükrü Saraçoğlu, Recep Peker, İsmet İnönü, Adnan Menderes gibi devrin siyasilerinin lokantaya sık sık gelmeleri; Karpiç’i âdeta politik bir mekâna dönüştürür. Ahmet Oktay, Gizli Çekmece’de Karpiç’i devlet ricalinin etkisini hissettiren bohem bir mahfil olarak anar: “Cumhuriyet Dönemi’nde sürecin izlenmesi iktidar ile sanatçı arasındaki o sonu gelmez git-geli ortaya koyabilir sanıyorum. Bâbıâli kaldırımlarında ömrünü tüketen Mahmut Yesari’nin bohemi ile Karpiç’te ‘devlet ricali’ çerçevesinde dolaşan Aka Gündüz’ün bohemi ayrı değerleri temsil eder (2004, s. 124).

Devlet ricalinin devamı nedeniyle politik bir mekâna dönüşen Karpiç, aynı zamanda modernleşen Ankara’da asriliğin de temsil edildiği bir yer olarak anılır. Mehmed Kemal Kurşunluoğlu, 1930’larda Cumhuriyet balolarına ev sahipliği yapan Karpiç’te dans bilmeyen milletvekillerinin boş zamanlarında Fikret Âdil’den tango, çarliston, vals gibi danslar öğrendiklerini yazar (1983, s. 62).

Başkent tarihinin sembolik mekânlarından Karpiç, uzunca bir zaman devrin şair ve yazarlarına ev sahipliği yapmıştır. Karpiç’e devam eden belli başlı edipleri şöyle sıralayabiliriz: Aka Gündüz, Nurettin Artam, Reşat Nuri Güntekin, Abdülhak Şinasi Hisar, Yahya Kemal Beyatlı, Refik Halid Karay, Necip Fazıl Kısakürek, Şevket Rado, Samet Ağaoğlu, Sabahattin Ali, Nahid Sırrı Örik, Nurullah Ataç, Yaşar Nabi Nayır, Selami İzzet Sedes, Vedat Nedim Tör, Fikret Otyam, Orhan Kemal, Ahmet Muhip Dıranas, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç, Suat Derviş, Ahmet Oktay, Fahir Aksoy, İlhan Tarus, Cahit Sıtkı Tarancı, Baki Süha Ediboğlu, Ömer Faruk Toprak, Feridun Fazıl Tülbentçi, Ümit Yaşar Oğuzcan, Fuat Bayramoğlu, Mehmed Kemal Kurşunluoğlu, Fethi Giray, Suphi Taşhan, Halil Soyuer, Nezihe Meriç, Salim Şengil, Şahap Sıtkı İlter, Nazım Kurşunlu. (Tonga, 2016).

Bu uzun şair ve yazar listesinden de anlaşılacağı üzere Ankara edebî muhitinde Karpiç’in çok özel bir yeri vardır. Başkentte yaşayan veya yolu Ankara’ya düşen ediplerin müdavimi oldukları lokanta, Ankara basın tarihi açısından da önemli bir mahfildir. Dönemin haber peşinde koşan gazetecileri de, şair ve yazarlar gibi lokantanın müdavimidir. Çetin Altan, lokantanın Amerikan barının gazetecilerin hemen her akşam toplandığı değişmez liman olduğunu belirtir (1998, s. 194). Karpiç’e devam eden belli başlı gazeteciler arasında Ahmet Emin Yalman, Nadir Nadi, Doğan Nadi, Sedat Simavi, Ali Naci Karacan, Halûk Tuncalı, Âdil Akba, Mekki Sait Esen, Çetin Altan, Şinasi Nahit Berker, Cüneyt Arcayürek, İsmet Hulusi, Altan Öymen, İlhami Soysal, Yavuz Abadan, Nizam Payzın gibi isimler sayılabilir.

Karpiç’te Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği yemek, (1944).

Sağ baştan sola doğru: Refik Ahmet Sevengil, Nedim Veysel İlkin, Hakkı Kâmil Beşe, Suphi Ziya Özbekhan, Fuat Bayramoğlu, Ruşen Ferit Kam.

Karpiç’in gedikli müşterileri arasında dönemin şair, yazar ve gazetecilerince “üstad” kabul edilen iki isim vardır: Aka Gündüz ve Nurettin Artam. İlerleyen yaşlarına rağmen her gün Karpiç’e giden bu iki edibin etrafında genişçe bir halka oluşmuştur. Dönemin genç gazetecilerinden Altan Öymen, hatıralarında lokantanın bu iki gedikli ismini ve sohbetlerini şu cümlelerle anar (2010, s. 98).

Karpiç’in müdavimleri arasında dikkat çeken isimlerden bir diğeri Abdülhak Şinasi Hisar’dır. Yeme-içme hususundaki titizliği ve mikrop korkusuyla tanınan Abdülhak Şinasi Hisar, Karpiç’in gedikli müşterilerindendir. Yazar, bir yazısında Karpiç’in Ankara tarihine damga vuran bir lokanta olduğunu şu cümlelerle ifade eder:

Böyle lokaller, gelmiş geçmiş nice günlerin ve gecelerin tarihlerini duyurabilmeli, tarih de böyle yerleri tanıyıp sırası geldikçe anlatabilmelidir. Nice senelerimizin tarihi, eğer Karpiç lokantası bilinmezse tamamen yazılamaz. Bunun içindir ki böyle yerler şehirlerin hususî tarihlerine mal olmuş sayılır. Ankara tarihinde de bir Karpiç lokantası vardır (1953, s. 49).

Yaşar Nabi, 1930’lu yıllarda Abdülhak Şinasi’nin Karpiç’te buluşup edebiyat sohbetleri yaptıklarını yazar (1972, s. 8). 1930’ların Ankara’sında Abdülhak Şinasi Hisar’la Karpiç’te sık sık buluşan isimlerden biri de Necip Fazıl Kısakürek’tir. Necip Fazıl, Karpiç’i -İstanbul Pastanesi ile birlikte- Ankara’nın en önemli edebiyat mahfili olarak anar (1975, s. 145). Şevket Rado, Necip Fazıl’la Karpiç’e gittiklerini, şöhretinin zirvesinde olan Çile şairinin yemeklerini çoğu zaman Karpiç’ten getirttiğini, “yemek yapmayı bilmeyen” hizmetçilerine dahi bu lokantadan yemek sipariş ettiğini yazar (1978, s. 9).

Ömer Faruk Toprak, Duman ve Alev’de (1968, ss. 109-110) 1940’lı yıllarda Sabahattin Ali, Suat Taşer, Fethi Giray ve Mehmed Kemal’le Karpiç’te buluşarak edebiyat sohbetleri yaptıklarını belirtir. Halil Soyuer ise Ahmet Muhip Dıranas, Çetin Altan, Mehmed Kemal, Fethi Giray, Şahap Sıtkı gibi Şükran Lokantası müdavimlerinin 1949 yılı başından itibaren Karpiç’e gitmeye başladığını, zaman zaman Faruk Nafiz Çamlıbel ile Yusuf Ziya Ortaç’ın da dâhil olduğu bu topluluğun edebiyat sohbetleri yaptığını yazar (2004, s. 102).

Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında Ankara edebî muhitinin önemli mahfillerinden biri olan Karpiç, edebî eserlerde sıkça işlenmiştir. Mahfilin gedikli müşterilerinden Aka Gündüz, Çapkın Kız adlı romanında roman kahramanının ağzından Karpiç’in müziksizliğinden yakınır (1930, ss. 38-39). Aka Gündüz, Eğer Aşk romanında ise Karpiç’i daha farklı bir şekilde “renkli bir âlem” olarak sunmuştur (1946, s. 23). Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama’da Karpiç’i devrin aydınlarının toplandıkları ve Çankaya Köşkü’nden gelecek davetin beklendiği bir yer olarak anar (2013, ss. 35-36). Nahid Sırrı Örik, müdavimi olduğu mahfili Tersine Giden Yol romanında işler. Romandaki tasvir cümlelerinden, lokantanın Taşhan’ın alt katında hizmet verdiği ilk devresinin ele alındığı anlaşılmaktadır. Romanın başkişisi Cezmi, başkentte “gidilebilir tek mekân” olarak bu lokantayı anar (2010, ss. 29-30).

Karpiç, Orhan Kemal’in Müfettişler Müfettişi romanında (2007, s. 204) roman kişisi Kudret Yanardağ’ın peşine düşen sivil polislerden kurtulmak için sığındığı mekân olarak yer bulur. Ali Cengizkan ise “Ankara Ankara, Güzel Ankara” adlı şiirinde Karpiç’i şair-yazar Veysel Öngören’le özdeşleştirerek anmıştır:

 

Dikkat edilirse sabahları çimlerin üzerinde

Akşamdan kalma bir Veysel Öngören de görülebilir

Derenin kıyısından, kavaklar ve arkadaşlarıyla

Karpiç’ten yürümüştür Fakülte’nin önüne (1994, s. 83).

 

Pek çok eserde yakın dönem Ankara tarihinin önemli bir tarih sayfası hükmünde değerlendirilen Karpiç; yaklaşık otuz yıl şair, yazar ve gazetecilere iletişim ortamı olmuştur. Edebî eserlerde de yansımalarını gördüğümüz bu mahfil, Karpiç’in 1953 Kasım’da ölümünden sonra yeğeni Tamara Mihailof tarafından bir süre daha işletilmiş ve şehir hayatının Kızılay’a doğru kaymasına bağlı olarak 1962 yılında kapanmıştır.

Baba Karpiç’in cenaze töreni. (1953).

Baba Karpiç’in yanında çalışarak yetişmiş olanlar Karpiç geleneklerini Ankara’da, İstanbul’da ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde açtıkları lokantalarda devam ettirmişlerdir. Karpiç; garson, aşçı gibi lokanta personelinin yetişmesine büyük önem vermiş, çoğu bu işlere en yatkın yöre olarak bulduğu Hemşinlilerden oluşan 100’ü aşkın kişiyi sıkı disiplini içinde eğitmiştir (İlkin,1994, s. 68). Falih Rıfkı Atay, “Anadolu’nun neresine gitseniz ve hangi otel veya lokantada üstü başı, hali tavrı düzgün bir hizmet adamı görseniz, Karpiç lokantasında staj yapanlardan biri olmak ihtimali vardı” (1953, s. 48) cümlesiyle Karpiç’in ölümünden sonra da sosyal hayatımızda devam eden etkisine işaret etmiştir.

 

KAYNAKLAR

Altan, Çetin (1998). Bir Yumak İnsan. İstanbul: İnkılâp Yayınları.

Arcayürek, Cüneyt (1953, 13 Ekim). “Ölümü Dolayısıyla: Baba Karpiç”. Ulus, ss. 4-5.

Atay, Falih Rıfkı (1953). “Baba Karpiç”. Resimli Hayat Mecmuası. 2(19), s. 48.

Cengizkan, Ali (1994). Bağımlı Şiir Ankara Ankara Güzel Ankara. Ankara: Ümit Yayınları.

Çağlayangil, İhsan Sabri (1986). “Geçmiş Yıllarda Ankara”. Başkent Söyleşileri içinde (ss. 101-112). Ankara: Kentkoop Yayınları.

Gündüz, Aka (1930). Çapkın Kız. İstanbul: Muallim Ahmet Halit Kütüphanesi Yayınları.

Gündüz, Aka (1946). Eğer Aşk. İstanbul: İnkılâp Kitabevi Yayınları.

Hisar, Abdülhak Şinasi (1953). “Karpiç”. Resimli Hayat Mecmuası, 2(19), s. 49.

İlkin, Selim (1994). “Ankara’nın Yeme-İçme Atılımının Öncüsü Karpiç”. Ankara Dergisi, 2(6), ss. 65-71.

İmzasız. (1975). Elli Yıllık Yaşantımız 1923-1933. İstanbul: Milliyet Yayınları.

Karaosmanoğlu, Yakup Kadri (2013). Panorama. (8. Baskı), İstanbul: İletişim Yayınları.

Kısakürek, Necip Fazıl (1975). Bâbıâli. İstanbul: Büyük Doğu Yayınları.

Kurşunluoğlu, Mehmed Kemal (1983). Türkiye’nin Kalbi Ankara. İstanbul: Çağdaş Yayınları.

Külebi, Cahit (2007). İçi Sevda Dolu Yolculuk. Ankara: Bilgi Yayınları.

Nayır, Yaşar Nabi (1972). Dost Mektuplar. İstanbul: Varlık Yayınları.

Oktay, Ahmet (2004). Gizli Çekmece. İstanbul: Doğan Kitap Yayınları.

Orhan Kemal (2007). Müfettişler Müfettişi. (9. Baskı), İstanbul: Everest Yayınları.

Örik, Nahid Sırrı (2010). Tersine Giden Yol. İstanbul: Oğlak Yayınları.

Öymen, Altan (1984, 15 Aralık). “Çağlayangil Anlatıyor: Ankara’da Bir Karpiç Vardı.” Milliyet, s. 8.

Öymen, Altan (2010). Öfkeli Yıllar. (10. Baskı), İstanbul: Doğan Yayınları.

Rado, Şevket (1978). “Edebiyatta Gençlik Hâtıraları”, Hayat Tarih Mecmuası, 1(6), ss. 4-10.

Soyuer, Halil (2004). Şair Dostlarım. İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.

Tanyer, Turan (2006). Cumhuriyet Dönemi Ankara’sının Sosyal Hayatından Sahneler. Ankara: VEKAM Yayınları.

Tanyer, Turan (2011). “Ankara’da Yalnız ve Yalnız Süreya Var.” Kebikeç, S. 31, ss. 233-260.

Toprak, Ömer Faruk (1968). Duman ve Alev. İstanbul: May Yayınları.

Tonga, Necati (2016). Cumhuriyet Dönemi’nde Bir Edebî Muhit Olarak Ankara 1923-1980. Yayımlanmamış doktora tezi, Ankara: Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

* 2016 yılında Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde savunduğum Cumhuriyet Dönemi’nde Bir Edebî Muhit Olarak Ankara (1923-1980) adlı doktora tezimin Karpiç’le ilgili bölümünün özetlenmiş hâlidir. (N.T.)

Dr. Necati Tonga, (1978, Kırıkkale) İlk, orta ve lise öğrenimini Kırıkkale’de tamamladı. Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde yüksek öğrenim gördü. Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaptı. Aynı alanda doktora öğrenimini Cumhuriyet Döneminde Bir Edebî Muhit Olarak Ankara (1923-1980) başlıklı çalışmasıyla tamamladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Linda Barbara

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Vestibulum imperdiet massa at dignissim gravida. Vivamus vestibulum odio eget eros accumsan, ut dignissim sapien gravida. Vivamus eu sem vitae dui.

Recent posts

Amerika’nın Kuruluşunda İslam’ın Etkisi

  Amerika Birleşik Devletleri’ne köle olarak getirilmiş, okuma yazma bilen Afrikalı bir Müslüman'a ait 1830'lardan kalma el yazması anılar ABD Kongre Kütüphanesi tarafından satın alınıp...

Türkiye Notları dergisi ‘Birinci Meclis’ başlıklı 10. sayısı ile okuyucu ile buluşuyor.

Dergimizin bu sayısında, Birinci Meclis’in Ankara’da toplanmasının 100. yılı anısına sadece bu Meclise odaklanan makalelerden oluşan bir dosya hazırladık. Bu çerçevede Prof. Dr. Ahmet...

1920-1923 Yılları Arasında Meclis Zabıtlarında Türk, Türklük, Türkçülük

İstanbul’daki meclisin dağılmasından sonra Mustafa Kemal seçim çağrısı yaparak milletvekillerini Ankara’da toplamış 23 Nisan 1920’de meclis açılmıştır. Bu yıl içinde Ankara Hükümeti Yunan, Ermeni,...

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Mücadeledeki Faaliyetleri

         Hamdullah Suphi Tanrıöver(1885-1966) soylu bir aileden gelmiştir. Dedesi, ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası Kocaemioğlu Suphi Paşa’dır. Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif...

Üç Umur Bugay

Türk toplumu 1950’li yıllardan itibaren oldukça dinamik bir süreç içerisinde gözükmektedir. Bu dinamizmi yaratan en önemli kaynağın köyden kente göç olduğu söylenebilir. Yeterli istihdam...

Recent comments