Ana Sayfa 7. Sayı Türkçülük Mefhumunu Afrika’da Yaşatan İki Osmanlı Münevveri Rüştü ve Fuat Ataullahzadeler

Türkçülük Mefhumunu Afrika’da Yaşatan İki Osmanlı Münevveri Rüştü ve Fuat Ataullahzadeler

Author

Date

Category

Türkçülük gibi 20. yüzyılın Türk fikir dünyasını derinden etkilemiş bir siyasi hareketin Anadolu toprakları haricindeki yansımaları genel itibariyle üzerinde pek çalışılmamış bir konudur. Zira Türk toplumunun Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan veya Fuat Köprülü gibi Anadolu’da yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosuna ilham olan önder şahsiyetleri daha çok Anadolu ihtilaline tesiriyle bilinirler. Bu vesileyle anavatan olarak adlandırılan toprakların dışında Türkçülük gibi bir akıma kapılan Osmanlı toplumu olmamıştır denilebilir. Başka bir ifadeyle Mısır’da, Balkanlar’da veya Irak’ta kalan Türkler, Türkçülük mefhumundan etkilenmelerinden daha ziyade Osmanlı kimliğine sadakatle yaşamaya devam ettiler. Bunun gibi Osmanlı Devleti’nin coğrafik sınırları ötesinde yaşayan bakiyesi aileler daha çok Osmanlıcılık veya Ümmetçilik fikrine yakın durdular. Bunlardan ayrı olarak Güney Afrika’da kalan iki Osmanlı münevverinin Türkçülük düşüncesine sarılarak yaşadıkları görülmektedir. Osmanlı Devleti’nin Singapur’daki ilk başkonsolosu Ahmet Ataullah Efendi’nin iki oğlu Ahmet Fuat Ataullah ve Ebubekir Rüştü Ataullah kardeşlerin Afrika kıtasının ucunda Türkçülük fikrine bağlı olarak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisinde hareket ettiklerini söylemek icap eder. Bu vesileyle bu kanıya nereden vardığımıza dair belge ve bulguları arşiv belgeleri ışığında ortaya koymakta fayda vardır.

Fuat ve Rüştü Ataullahzadeler

Bilindiği üzere Osmanlı Devleti, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Güney Afrika’daki Müslüman toplulukların arasındaki mezhep çatışmalarını önlemek için 1862 yılında Güney Afrika’ya Ebubekir Efendi adında bir İslam alimi göndermişti. Ümit Burnu’nda uzun yıllar ifa ettiği hizmetlerinden sonra Ebubekir Efendi, Cape Town şehrinde vefat etmiş ve geride eşiyle beş çocuk bırakmıştı.  Bu çocuklardan en büyüğü olan Ahmet Ataullah Bey babasının bıraktığı yerden devam etmiş ve Kimberley şehrinde açmış olduğu Osmanlı İslam Mektebi’nde yerli Müslümanların talim ve terbiyesiyle meşgul olmuştur. Ahmet Ataullah Efendi’nin dört çocuğundan kızları Havva Hayrünnisa, Hatice ve iki oğlu Ahmed Fuat ve Ebubekir Rüştü idi. Bu çalışmanın konusunu teşkil eden iki erkek kardeşin haricinde Ahmet Ataullah Efendi’nin kızları da Atatürkçü ve Cumhuriyetçi kimlikleriyle öne çıkmış olan dönemin nadir kadın şahsiyetlerindendiler. Gerek giyim kuşamları gerekse yerel gazetelerdeki haberlere konu olmaları dolayısıyla Ahmet Ataullah Efendi’nin kız evlatlarının da Türkçülük tesirinde kaldıklarını söylemek mümkündür.[1] Güney Afrika’nın elmas madenleriyle ünlü Kimberley şehrinde doğup büyüyen bu çocuklardan iki erkek evlat daha sonra ortaya koymuş oldukları eserleriyle birer Türk münevveri olduklarını ortaya koymuşlardır. Bu minvalde kendine özgü yaşam ve kişilikleriyle Fuat ve Rüştü Ataullah kardeşleri yakından tanımak icap eder.

Ahmet Fuat Bey 

Osmanlı Devleti’nin Güney Afrika’ya gönderdiği İslâm âlimi Müderris Seyyid Ebubekir Efendi’nin en büyük oğlu Ahmet Ataullah Bey’in oğlu olan Fuat Ataullah Bey, 1893 senesinde Güney Afrika’nın Kimberley Şehri’nde doğdu. Annesi Güney Afrika’nın tanınmış ailelerinden Abdurrauf Abdurrahman’ın kızı Hatice Muhsine Hanım’dır.[2] İlk öğrenimini, babasının Kimberley’de açtığı Ottoman Imperial School’da tamamladı.

Ahmet Ataullah Bey’in iki erkek çocuğu A. Fuad Ataullah ve Ebubekir Rüştü, Sultan Abdülhamid Han’ın emriyle sünnet ettirilmişlerdi.[3] Büyük erkek çocuk olan Fuat Bey, 1902 yılında Galatasaray Lisesi’ne devlet desteğiyle girip başarıyla mezun olmuş ve daha sonra Londra’ya taşınarak BBC Televizyonu’nda dil bilimci olarak çalışmıştı.[4] Babası ilk Osmanlı Singapur Konsolosu olan Ahmet Ataullah Bey’in 1903 yılında Singapur’da ânîden vefâtıyla ailenin bir süre İstanbul’da yaşaması ve daha sonra eğitim sebebiyle Londra’ya taşınmaları, ailenin Osmanlı Devleti ile münasebetlerini sekteye uğratmadı. Birinci Cihan Harbi’nde üniversite eğitimini tamamlamadan yarıda bırakan Fuat Bey, Birinci Dünya Savaşı’na subay olarak iştirâk etti. Birinci Dünya Savaşı’nda komutanlarının kendisine ve kardeşine “Ümit Burnulu” diye hitap ettiklerini, biraderi Ebubekir Rüştü Atala, 1961’de Hayat Mecmuâsı’na verdiği bir röportajda dile getirmiştir.[5]

İngiliz dil bilimi üzerine yazmış olduğu iki kitabı hâlen Londra Üniversitesi’nde kaynak eser olarak kullanılmaktadır. Özellikle Türkçe-İngilizce pratik öğrenim konusunda kaleme aldığı bir çalışması, ünlü oryantalist W. Redhouse’un çalışmalarından sonra bir Türk tarafından kaleme alınmış olan ilk telif eserdir. Turkish -Self Taught by the Natural Method with English Phonetic Pronunciation adlı eser, bu hususta yapılan ilk özgün çalışma olarak tarihe geçmiştir.[6]

Askerlik hizmetinden sonra Londra’ya dönen Fuat Ataullah Bey eğitimini tamamlayıp dil bilimci olarak Londra’da yaşadı. Hayranı olduğu Mustafa Kemal Atatürk’e ithâf ettiği kitapları ile Türk kültürüne de hizmet etti. Buna rağmen birçok Türkçü gibi o da İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaftalanan ve Türkiye’den uzaklaştırılan kesimin belki ilk kurbanı Fuat Ataullah’tır. Hakikaten o döneme baktığımızda dergileri kapatılan ya da işsiz bırakılan Türkçülerin ortak kaderi sürgün edilmekti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün hemen ardından, Fuat Ataullah Bey’in de İngiliz casusu olarak itham edilip Osmanlı vatandaşlığından çıkarılması büyük bir talihsizlik olarak addedilebilir. Cumhuriyet Arşivi’ndeki 1939 tarihli bir belgedeki kayıttan anlaşıldığı kadarıyla onun önce İngiliz casusu olarak suçlanıp sonra bir bahaneyle Türk vatandaşlığından çıkarıldığı görülmektedir:

İstanbul Alemdar Nâhiyesi Köprülü Sokağı 4 numaralı ev üzerine kayıtlı bulunan Cenûbî Afrika 1893 doğumlu Fuat Ataullah’ın resmî izin almadan yabancı devlet tabiyyetine girdiği anlaşıldığından, 1312 sayılı kanunun 9’uncu maddesine göre vatandaşlıktan çıkarıldığı Dâhiliye Vekilliği’ne yapılan teklif üzerine onaylanmıştır.

İmza, İsmet İnönü[7]

Hâlbuki Fuat Ataullah Bey zaten Güney Afrika’da doğduğu için Güney Afrika vatandaşlığına sahipti. Kaldı ki İngiltere’ye Osmanlı Devleti döneminde ailece taşınmış ve üniversite eğitimlerini orada tamamlamıştı. Yeğeni Ahmed Ekrem Bey, amcasının Mustafa Kemal Atatürk’e olan sevgi ve hayranlığından dolayı, Mustafa Kemal’in vefatından sonra İnönü Hükümeti Dönemi’nde bir bahaneyle Türk vatandaşlığından çıkarılmış olabileceğini ifade etmişti.

Ahmed Ekrem Bey’in ailesi; Osmanlı Devleti’nin kahraman bir şahsiyeti olan Ahmet Ataullah Efendi’nin Sultan II. Abdülhamid tarafından sünnet merasimi yaptırılan oğlunun basit bir nedenden ötürü vatandaşlıktan çıkarılmasının akıl almaz bir durum olduğunu ve bunu o dönemdeki hükümetin büyük hatası olarak gördüklerini ifade etti. Hakikaten pek hukuki bir dayanağı olmadığı anlaşılan Fuat Atatullah Bey’le ilgili bir başka belgede; “İstanbul Dârulfünûnu’nda okumuş ve Avrupa’da ikmal tahsil etmiş ve umûmî harpte İhtiyat Zâbiti sıfatıyla İngilizler’e esir düşerek İngiltere’ye gittiği ve İngiliz tabiyetine geçtiği anlaşılan ve İngiliz entelicansı servisinde de çalışmaktan şüpheli bulunan Fuat Ataullah adındaki şahsın resmî izin almadan yabancı devlet tabiyyetine geçtiği…” şeklindeki ifadelerin anlaşılmaz bir biçimde yürürlüğe konularak Fuat Ataullah Bey’in Türk vatandaşlığından çıkarıldığı anlaşılmaktadır.[8]

Bilindiği üzere bu dönemde Turancılık davası adı altında Türk siyasi tarihinin önde gelen fikir adamlarının ırkçılık suçlamasıyla yargılandığı dönemin miladını oluşturan olay Fuat Ataullah Bey’in vatandaşlıktan çıkarılmasıdır.

Fuat Ataullah, her ne kadar Güney Afrika’da doğup büyümüş, Galatasaray Lisesi’nde okumuş ve Londra’da yaşamış olsa da tam bir Türk münevveri olarak yetişmişti. Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk’e olan hayranlığı kuru bir muhabbetten değil, onun fikirlerine ve devrimlerine itimadından ileri geliyordu.

1971 senesinin Eylül ayında Fuat Ataullah Bey’in ölüm haberini kaleme alan Prof. Muhammed Ajam’ın, onun vefatıyla, Güney Afrika’da teşkilatlandırmış olduğu Müslüman gençliğin büyük bir liderlik boşluğuna düştüğünü üzüntüyle ifade etmiş olması, Fuat Ataullah’ın aynı zamanda toplumsal çalışmalarda hizmeti olan bir gönül insanı olduğunu da ortaya koymaktadır.[9]Güney Afrika’da yaşayan aile yakınlarını Konstantinople değil İstanbul diyeceksiniz şeklinde uyardığını onu şahsen tanıyan yeğeni Hişam Nimetullah Efendi bize aktarmıştır.

Ebubekir Rüştü Bey

Ağabeyi Fuat Ataullah gibi Rüştü Bey de babasının Güney Afrika’da İslam Mektebi’ndeki hocalığı sebebiyle Kimberley’de doğmuştu.[10] Ataullah kardeşlerin Güney Afrika’da doğup büyüdüğü bu dönemde dikkat çeken en önemli mesele Müslümanların dinlerinden ötürü ikinci sınıf vatandaş olarak sınıflandırılmalarıydı. Bu ırkçılığın en kabul edilemez düşünce yapısı ise, Müslüman kimliğinin bir bireyi Avrupa kökenli dahi olsa toplumun dışına itmesi ve ırksal olarak alenen küçük görmesiydi.[11] İşte Rüştü Ataullah Güney Afrika’da bu ahval ve şartlarda yetişmişti. O da ağabeyi gibi babasının Kimberley’de açmış olduğu İslam okulunda okudu. [12] Aynı zamanda anne tarafından da köklü bir aileden gelen Rüştü Ataullah annesi Muhsine Hanım’ın babası, yani anne tarafından dedesi olan Hacı Abdurrahman’ın da himayesinde yetişmişti.[13]

Ahmet Ataullah Efendi Güney Afrika’nın kısıtlı şartlarında dahi çocuklarını iyi bir Müslüman ve Osmanlı münevveri olarak yetiştirmek için elinden gelen gayreti göstermişti.[14] Fakat Müslümanların aleyhine olan bir ırkçı rejim birçok hususta onları sosyal haklarından mahrum etmişti. Rüştü Ataullah henüz iki yaşındayken babası tarafından nüfusa kaydettirilmek üzere getirildiği Güney Afrika nüfus müdürlüğünde oğlunun Maley olarak sınıflandırılmasına itiraz etmiş ve bu mesele yerel gazetelere konu olmuştu.[15] Attaullahzadelerin hangi şartlarda yetişerek birer Türk münevveri olduğunu idrak etmek açısından bu gazete haberini paylaşmakta fayda vardır. Ahmet Ataullah Efendi’nin bir arkadaşı tarafından kaleme alındığı anlaşılan bu gazete haberi E. W. Jecks adında bir İngiliz tarafından gazetede basılmıştı.

Bayım,

Şayet kıymetli vaktinizi almayacaksam, bu sömürgede neden her fes kullanan insanın Malay olarak adlandırıldığını açıklamanızı rica edeceğim. Bu suali size yöneltmemin sebebi gördüğüm kadarıyla burada fes giydiği için Malay olarak sınıflandırılan binlerce Müslümanın manasız yere Malay olarak sınıflandırılmalarıdır ki onların en az benim kadar Malay olmadıklarına şüphem yok. Şayet doğru anlıyorsan Malayi denilen halk esasında Cava taraflarından gelen halktır. Fakat bu konuyu ortaya atmama da sebep olan mesele şudur ki bir arkadaşımın oğlunu nüfusa yazdırmak için Cape Town kayıt bürosuna gittik. O memura kendisinin Avrupalı Türk olduğunu söyledi. Arkadaşım fes giyen eğitimli bir Müslüman beyefendidir ki profesörlüğünü İstanbul ve diğer yerlerden almıştır. Arkadaşımın babası da 1862 yılında buralara Türkiye’nin Sultanı tarafından gönderilen bir İslam alimidir ki Güney Afrika’da Müslümanların eğitimiyle meşgul olmuştur. Böyle bir beyefendi neden ve nasıl Malay olarak adlandırılabilir. Bunun sebebi nedir. Bu İngiltere’de kesinlikle böyle değildir. Evet Malayiler Müslümandır fakat tüm Müslümanlar Malayidir gibi bir şey söz konusu olamaz.

Cape Town, 23 Ağustos 1896. [16]

Bu gazete kupürü hakikaten Rüştü Bey ve onun gibi Türk ailelerin Müslüman olmaları sebebiyle Malayi olarak yaftalandıklarına delil teşkil eder. Bunun sebebi bazı aileler Osmanlı kökenli dahi olsalar Müslüman kimliği taşımalarına binaen onları da toplumda Malay kategorisine koyarak Hristiyanlardan daha pasif bir durumda sınıflandırmaktı. Bu sınıflandırma sadece basit bir ırksal sınıflandırma demek değil aynı zamanda tüm Müslüman ailelerin toplumdaki eğitim, oy kullanma gibi sosyal haklarını elinden alan bir uygulamaydı. Bu sebeple Rüştü Bey ya da kuzeni Abdullah Abdurrahman yüksek öğretim gayesiyle İngiltere’de eğitim görmek zorunda kaldılar. Babası Ahmet Ataullah Efendi’nin Singapur’da başkonsolosluk görevini ifa etmeye başlamasıyla Ahmet Ataullah eşi ve çocuklarıyla İstanbul’a taşınmıştı. Osmanlı arşivindeki belgelere göre İstanbul Alemdar Nâhiyesi Köprülü Sokağı 4 numaralı haneyi satın alıp ailesini oraya yerleştiren Ahmet Ataullah Efendi vazifesi için Singapur’a yalnız başına gitmişti. Bu sırada Rüştü ve ağabeyi Fuat, Galatasaray Sultanisine yazdırılmıştı.[17]

Ahmet Ataullah Efendi’nin Singapur’da vefat etmesinden sonra aile her ne kadar Osmanlı Devleti tarafından himaye edilmiş olsa da Muhsine Hanım akrabalarının İngiltere’de bulunması sebebiyle Londra’ya taşındılar. Muhsine Hanım’ın kardeşi Abdullah Abdurrahman o tarihlerde İskoçya’da tıp eğitimi alıyordu. Muhsine hanımın anne tarafından akrabası Muhammed Dollie Efendi yine Londra’da yaşıyordu. Babalarını Singapur’da kaybeden Ataullah ailesi, bu vesileyle Londra’ya taşınan bazı akraba ve eş dostla görüşme imkânı buldular. Buna rağmen çocukların eğitiminde yetişene kadar Osmanlı Devleti tarafından maddi olarak desteklendiler.

Yine Londra’da yaşayan muteber bir Hintli Müslüman olan ilim adamı Abdurrahman Han’ın hatıralarına göre, çok zeki bir Türk münevveri olarak tanıttığı arkadaşı Rüştü Bey annesi ve kardeşleriyle Longridge yolu üzerinde Londra’da 38 numaralı hanede ikamet ediyorlardı. Yine onun hatıralarına göre Rüştü Bey Regent sokağında bulunan Londra Üniversitesi’nin modern diller bölümünde okuyordu.[18]

Pilot Rüştü Bey

Güney Afrika arşiv belgelerine göre ve aynı zamanda Abdurrahman Han’ın hatıralarına göre bu dönemde Rüştü Bey’in Londra’da pilotluk eğitimi aldığı anlaşılmaktadır. Abdurrahman Han, arkadaşı Rüştü Bey’in henüz 1910lu yılların başında İngiltere’de Çinli bir savaş pilotundan Shoreham uçuş okulunda eğitim aldığını kaydetmişti. Öte yandan Güney Afrika’nın The Rhodesian Herald gazetesinin 25 Ağustos 1913 tarihli bir haberinde Rüştü Bey Güney Afrika’nın ilk Müslüman pilotu olarak tanıtılıyordu. [19] Bu gazete haberinin sonunda Rüştü Ataullah’ın yakında Türkiye’ye gideceği notu vardı. Hakikaten Abdurrahman Han’ın hatıralarında Birinci Cihan Harbi arefesinde Rüştü Ataullah ile Beyoğlu’nda buluşup yemek yediğini, fakat savaş başladıktan sonra ondan en son Şam cephesinden mektup aldığını yazmaktaydı.[20] Osmanlı arşiv belgelerine göre ise onun Yemen Cephesinde subay olarak vazife ettiği kaydı bulunmaktadır.[21] Yaşayan tek oğlu Ahmet Kemal Bey’le yaptığımız röportajda ise onun Lawrence karşı savaştığını ve Güney Afrika’ya geri döndüğünde Johannesburg’da bir Türk ithalat-ihracat şirketi kurduğunu öğrendik.[22]

Güney Afrika arşivinde bulunan bir belgede 1939 yılında Erzincan vuku bulan depremde zarar gören mağdurlar için Güney Afrika Müslümanlarından para toplayıp Ankara’ya gönderdiği anlaşılmaktadır. Dedesi Ebubekir Efendi’nin Afrikans dilinde yazdığı ilmihalini çeviren Mia Syrier Brandel, kitaptaki Osmanlıca önsöz kısmını 1952 yılında Rüştü Bey’e çevirtmişti.[23]

1960 yılında Güney Afrika’da Rüştü Bey’i ziyaret eden yazar Mehmet Arif Demirer, o dönemde Rüştü Bey’in eşi ve iki çocuğuyla Johannesburg’da bir Türk münevveri olarak yaşadığını aktarıyor. Demirer’in bizle paylaştığı resimde Rüştü Bey’in arkasında Atatürk portresiyle çekildiği resim yine çalışmamızdaki iddiamıza delil teşkil eden başka vesika mahiyeti taşır.[24]

Fuat ve Rüştü Ataullahzadeler Türkçülük fikrinin neresindeydiler?

Fuat ve Rüştü Ataullah Beylerin Türkçülük düşünceleri, yaşam tarzları ve geride bıraktığı çalışmalarında görülmektedir. Bunu izah etmeden evvel Türkçülük mefhumunun genel itibariyle ideolojik temellerini gözden geçirmek icap eder. Müsteşrik Hurgonje’nin henüz 1920’lerde Türkçülük ve Pan-Türkizm üzerine kaleme aldığı makaleleri Milliyetçilik fikrinin Anadolu insanının değişen şartlarına karşı yeniden şekillendiğini ortaya koymuştur. İslam ve Arap dünyası hakkında da önemli çalışmaları olan Hurgonje, Birinci Dünya Savaşında Arapların Osmanlı’ya aykırı bir tutum içerisinde olduğunu gözlemlemişti. Hurgonje, Şerif Hüseyin’in İstanbul hükümetine karşı Londra’yı dinlemeyi tercih etmesinin Türk kamuoyunda ümmetçilik fikrinin itibarını yitirdiği fikrini doğurduğunu izah etmişti. Bu vesileyle olacak ki, Hurgonje, Pan-türkistlerin bundan sonra “önce Türklük sonra İslam” fikrine bağlandıklarını söylemekten kendini alamamıştı. Hurgonje’nin tabiriyle Şerif Hüseyin’in şahsi menfaatleri için Müslüman bir devletin himayesinden çıkıp Müslüman olmayan bir devletin desteğini alarak kendi hakimiyetini kurması, Türk entelektüellerinin gözünden Abdülhamid’in Pan-İslamist siyasetinden Pan-Türkist ideolojisine doğru kaydığını ifade etmiştir. Elbette tüm bu gelişmeleri yakından takip eden Ataullahzadeler gerek Londra’da ve Güney Afrika’da gerekse İstanbul’da Mustafa Kemal Paşa’nın milli uyanış hareketine yakın duruyorlardı. Yukarıda bahsedildiği gibi Batı’daki gelişmeleri birebir takip eden ve Türk halkının kurtuluşunun Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki mücadele ile mümkün olabileceğini anlamışlardı. Rüştü Ataullah Bey’in Güney Afrika’da yaşayan oğlu Ahmet Kemal Bey’e kalan kitapları arasında Ziya Gökalp’in Türkleşmek, Muhasırlaşmak, kitabı da vardı. Rüştü Ataullah Bey daha önce bahsedildiği gibi Birinci Dünya Savaşı’nda Kuttul Amare’de Lawrence karşı mücadele etmişti. Orada şahit olduğu hakikatlerden birisi de bazı Arap Aşiretlerin Osmanlı Devleti’ne karşı ihanete varan tutumlarıydı. Güney Afrika Milli Arşivindeki bir belgede Şerif Hüseyin ve Suud ailesinin Osmanlı Devleti’ne isyan halinde olduklarını ve İngiltere’nin Arapların özgürlük hareketine saygı duydukları kaydedilmişti. Şüphe yok ki İngiltere’nin gayesi Osmanlı hakimiyetini zayıflatıp bölgedeki petrol yataklarını ele geçirmekti. Mezkûr belgenin bir yerinde “ortak düşmana (Osmanlılar) karşı Arap aşiretlerle hareket etmek” ifadesi İngiliz emellerini ortaya koyuyordu. Tüm bu ahval ve şartlarda Anadolu’da uyanan milli hareketin ve Türkçülük fikrinin Osmanlıcılık fikrine ağır bastığı aşikardı.

Ziya Gökalp, Türkçülük’ü tarif ederken “şuursuz vicdanımızı şuurlu hale getirmeye Türkçülük denir” demişti. Onun tabiriyle Türkçülük “Türkçe konuşan ve düşünen bir bireyin doğru düşünmek ve doğru duymak” yoludur. İşte bu noktadan bakıldığında Fuat ve Rüştü Beylerin tam bir Türk münevveri gibi yaşadıkları görülmektedir. Diğer bir mesele İngiltere ve Güney Afrika basınında henüz 1919 yılında Mustafa Kemal Paşa ve çevresi için Milliyetçiler (Nationalist) tabirinin Anadolu’da işgalcilere karşı uyanan bir güç olarak lanse edilmesiydi. Hakikaten Hintli lider Mahatma Gandhi’nin dahi Güney Afrika’da çıkan haberlerde Millî Mücadeleyi destekleyici fikirleri olduğu anlaşılıyordu. Yine Güney Afrika camilerinde Mustafa Kemal Paşa’nın zaferi için edilen dualar iki Türk münevveri Fuat ve Rüştü Ataullah kardeşlerin birebir şahit oldukları olaylardı. Her iki Türk münevverinin de ölene kadar birer Türk gibi yaşamaları ve hatta çocuklarına dahi Atatürk’ün ismini vermeleri Ataullahzadelerin her haliyle Türkçülük fikrine bağlı olduklarını ortaya koyar.

Sonuç

Güney Afrika’da doğup İstanbul, Londra ve Johannesburg’da yetişen Osmanlı Hilafetine bağlı iki Osmanlı münevveri Rüştü ve Fuat Ataullah kardeşlerin Türk milliyetçisi olmaları esasında dünyadaki gelişmeleri iyi kavramış olmasından kaynaklanmaktadır. Zira gerek Londra’da okurken gerekse Güney Afrika’da yaşarken Ümmetçilik fikrinin hükmünü yitirip Ulusalcı düşüncelerin dünya kamuoyunda yerini aldığına şahit olmuşlardı. Hakikaten Ulusalcı görüşün Birinci Dünya Savaşından sonra artarak Mussolini, Hitler ve Stalin önderliğinde ırkçılığa kaydığını söylemek mübalağa olmayacaktır. İkinci Dünya Savaşı’nın arefesinde Güney Afrika’da ırkçı bir rejime dayalı olarak kurulan Apartheid Hükümeti ve yine aynı tarihte Filistin toprakları üzerinde Irkçı düşünceye dayalı kurulan siyonist İsrail Devleti Ulusalcı akımların dünya genelindeki tezahürleri olmuştur. Fuat ve Rüştü Ataullah kardeşlerin benimsedikleri Türkçülük ise düşüncede Ziya Gökalp’in ve devlet liderliğinde Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu yaşayıştaki Türklük şuurudur.

 

Ekler

Mehmet Arif Demirer’in Rüştü Ataullah Bey’i Güney Afrika’da ziyaretinden, 1960

Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz Casusu Lawrence’e Karşı Savaşan Rüştü Ataullah Bey’le ilgili belgeler

Rüştü ve Fuat Ataullah kardeşler 1970 Johanesburg

A Fuat Ataullah, İstanbul 1922

Bibliography

Book

Abu Bakr Effendi & Mia Brnadel-Syrier, 1960 The Religious Duties of Islam as Taught and Explained by Abu Bakr Effendi; A Translation from the Original Arabic and Afrikaans, Edited with an Introduction and Notes, Brill, Leiden.

Adhikari, Mohamed. 2009. Burdened by race: Coloured identities in southern Africa. Cape Town: UCT Press.

Khan, Mohammad Abdur Rahman. 1951. My life and experiences. Hyderabad: Krishnavas International

Gençoğlu, Halim. 2017. Ottoman traces in Southern Africa the impact of eminent Turkish emissaries, Istanbul, Libra.

Gencoglu Halim, 2018, Guney Afrikada Zaman ve Mekan, Istanbul, Libra.

Dr. Abdullah Abdurahman, City Councilor for District Six of Cape Town (1904-1940). University of Cape Town.

Oberholzer, Hannes. 1974. Pioneers of early aviation in South Africa. Bloemfontein: Nasionale Museum.

Potgieter, Herman. 1986. Aviation in South Africa. London: Jane’s.

Archival Sources

National Archives of South Africa (NASA) MHG 12197/75 Atala, Ebubekir Rustu. 1975.

CSC 2/2/1/424 154 Record of Proceedings of Provisional Case. Barnett Harry Harris Gacila Mohsena Attaoullah Bey (Born Addurahman) 1931

CSC 2/2/1/428 306 Record of Proceedings of Provisional Case. Georgiana Brown Versus 1931csc 2/2/1/436 121 Record of Proceedings of Provisional Case. Barnett Harry Harris 1933

CSC 2/2/1/440 175 Record of Proceedings of Provisional Case. Georgiana Brown Gacila Mohsena Attaoullah Bey (Born Abdurrahman) 1934

Prime Ministry Archives of the Ottoman Empire (İstanbul), DH.H.. 1 31 H-21-02-1330

Prime Ministry Archives of the Ottoman Empire (İstanbul), DH. SN.THR. 60 89 H-15-05-1333 

Articles

Gençoĝlu, Halim. 2015. “Two Forgotten Medical Doctors: Mohammed Shukri and Havva Khayrunnisa Effendi.”. Bulletin of the National Library of South Africa. 69 (1).

Gencoglu, Halim. 2014. “The first Muslim politician of South Africa: Ahmet Ataullah Bey, 1865-1903”. New Contree: A Journal of Historical and Human Sciences for Southern Africa. (69): 93-119.

Newspaper

Cape Argus, 19 March 1903, p. 3

Indian Opinion, 3 February 1913, p. 36.

The Rhodesian Herald in 25 August 1913

Rand and Daily Mail, Johannesburg, Wednesday, 15 December 1909

[1] Hatice Hanım hakkındaki haber bu bakımdan ilginçtir Bkz,“…Khadija Yakub Hasan in Western clothes, a reflection of Ataturk’s modern Turkish women” https://www.mpositive.in/tag/yakub-hassan/, (04 Mayıs 2019 tarihinde erişildi.)

[2] Khan, Abdur Rahman, 1951, My Life and Experiences, s. 36-38, 43, Krishnavas International, Hyderabad,

[3] Uçar, Ahmet, 2000, Güney Afrika’da Osmanlılar, s. 300, İstanbul.

[4] BOA, MF.MKT. 1316 Hicrî No :439 / 35 (Ümit Burnu’ndaki Mekteb-i Osmânî’nin Müdürü Ataullah Efendi’nin oğullarından Mehmed Fuad Efendi’nin parasız olarak Mekteb-i Sultânî’ye…)

[5] Bizle Johannesburg ’daki evinde buluşup amcası Fuat Ataullah Bey hakkında bilgilerini paylaşan Ahmed Ekrem Atala’ya teşekkür ederiz. Es, Hikmet Feridun, 13 Temmuz 1961, “Hayat Afrika’da Hayat, s. 11 – 12, sy. 29, İstanbul, Ayrıca bkz. Uçar, Ahmet, 2008, Güney Afrika’da Osmanlılar, s. 360. İstanbul.

[6] A. Faud Attaoullah, 1942, Turkish -Self Taught by the Natural Method with English Phonetic Pronunciation, Published by Asian Educational Services, India 2003-10-14, New Delhi and London.

[7] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Dah. Vekaleti,. 6111/4085  Fuat Ataullah’ın yurttaşlıktan çıkarılması hakkında, 3 Mayıs 1939.

[8] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, Dâhiliye Vekâleti, 6111/4085 Fuat Ataullah’ın yurttaşlıktan çıkarılması hakkında, 9/5/1939.  Bu belgeleri Ankara Cumhuriyet Arşivi’nden temin edip tarafıma gönderen değerli Ankara Üniversitesi. Siyasal Bilgiler Fakültesinin deĝerli öğrencileri Ebuzer Demirci ve Ahmet Konuk’a teşekkür ederim.

[9] https://www.geni.com/people/Fuat-Effendi/6000000043356492049, 21 Ocak tarihinde erişildi.

[10] National Archives of South Africa (NASA) MHG 12197/75 Atala, Ebubekir Rustu. 1975.

[11] Adhikari, Mohamed. 2009. Burdened by race: Coloured identities in southern Africa. Cape Town: UCT Press.

[12] Gencoglu, Halim. 2014. “The first Muslim politician of South Africa: Ahmet Ataullah Bey, 1865-1903”. New Contree: A Journal of Historical and Human Sciences for Southern Africa. (69): 93-119.

[13] Wong, Eve. 2017. The Doctor of District Six: exploring the private and family history of Dr Abdullah Abdurahman, City Councillor for District Six of Cape Town (1904-1940). University of Cape Town. http://hdl.handle.net/11427/22903.  Miss Wong wrote a thesis in 2016 but used Ottoman archival sources from my thesis without referencing them. See, Wong, Eve. 2017. The Doctor of District Six, p, 17, 28, 47.

[14] Cape Town Records Centre, CSC 2/2/1/424 154 Record of Proceedings of Provisional Case. Barnett Harry Harris Gacila Mohsena Attaoullah Bey (Born Addurahman) 1931; Csc 2/2/1/428 306 Record of Proceedings of Provisional Case. Georgiana Brown Versus 1931csc 2/2/1/436 121 Record of Proceedings of Provisional Case. Barnett Harry Harris 1933 Csc 2/2/1/440 175 Record of Proceedings of Provisional Case. Georgiana Brown Gacila Mohsena Attaoullah Bey (Born Abdurrahman) 1934 See also, Gençoĝlu, Halim. 2015. “Two Forgotten Medical Doctors: Mohammed Shukri and Havva Khayrunnisa Effendi.”. Bulletin of the National Library of South Africa. 69 (1).

[15] When Rushdu was born his uncle Hesham Neamatollah Effendi came back from Istanbul with the degree of Professorship of Islamic Law. He became the chairman of Cape Muslim society and protested the colonial government for its unfair treatments against Muslims. ‘’Gentlemen, I wish to thank you all for the honour you have conferred upon me by electing me as your president. In reference to political affairs, we are not in a position to interfere much at present. However, there is a private Bill brought forward by the Town Council of Cape Town asking Parliament for powers to establish locations for the Asiatic and other coloured people. Now we as a Muslim community are included in one or the other although there are many European Muslims here, but for the sake of being Muslims, they are classified as Coloured or Asiatic. Now what we are going to do? Are we going to sit still and allow them to march the station with our wives and children like sheep, as was done to do natives? No, certainly not…! We shall have to against such Legislation…”, Cape Argus, 19 March 1903, S. A. Moslems Association, p. 3

[16] Gençoğlu, Halim. 2017. Ottoman traces in Southern Africa the impact of eminent Turkish emissaries, p. 207. Libra.

[17] Prime Ministry Archives of the Ottoman Empire (İstanbul), DH.H.. 131 Singapur Şehbenderi müteveffa Ataullah Efendi’nin hanımı Muhsine Hanım’a mahlulden verilen evin bedeli olan para H-21-02-1330

[18] Khan, Mohammad Abdur Rahman. 1951. My life and experiences. p. 45, Hyderabad: Krishnavas International.

[19] Khan, Mohammad Abdur Rahman. 1951. My life and experiences. p. 102, Hyderabad: Krishnavas International

[20] Ibid, P. 137.

[21] Osmanlı DH. SN.THR. 60 89 Dersaadet Ayasofya-i Kebir Mahallesi ahalisinden Ataullah Efendi-zade Ebubekir Rüştü Efendi’nin Tezkire-i Osmaniyesindeki tarih-i tevellüdünün kayda muvafık olduğunun Suriye Vilayetine bildirilmesi. H-15-05-1333

[22] Mr. Ahmet Kemal later converted to Christianity and changed his name Anthony Kai Atala.

[23] Abu Bakr Effendi & Mia Brnadel-Syrier, 1960 The Religious Duties of Islam as Taught and Explained by Abu Bakr Effendi; A Translation from the Original Arabic and Afrikaans, Edited with an Introduction and Notes, s. XXVI Brill, Leiden.

[24] Rüştü Bey 1975 yılında vefat etti ve Vesbury mezarlığına gömüldü. Gencoglu Halim, 2018, Guney Afrikada Zaman ve Mekan, p. 116. Istanbul, Libra.

 

GENÇOĞLU, Halim (1981, Trabzon) 2009 yılında Güney Afrika’da Cape Town Üniversitesi’nde yeniden bir yüksek lisans tezi çalışmasına girerek “Afrika’da Osmanlı Varlığı” adlı Honor projesini tarih bölümünde tamamladı. Aynı fakültenin Teoloji departmanında yüksek lisans tezini 2013 yılında dereceyle tamamladı. 2017 yılında aynı fakültenin Yahudi Tarihi ve Dili bölümünde Afrika-Orta Doğu’daki Yahudi yerleşmelerini ve inanç yapılarını Tevrat’taki Siyonizm ve Siyasi Siyonizm ölçeğindeki araştırmalarını Doktora tezi olarak tamamladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Linda Barbara

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Vestibulum imperdiet massa at dignissim gravida. Vivamus vestibulum odio eget eros accumsan, ut dignissim sapien gravida. Vivamus eu sem vitae dui.

Recent posts

Amerika’nın Kuruluşunda İslam’ın Etkisi

  Amerika Birleşik Devletleri’ne köle olarak getirilmiş, okuma yazma bilen Afrikalı bir Müslüman'a ait 1830'lardan kalma el yazması anılar ABD Kongre Kütüphanesi tarafından satın alınıp...

Türkiye Notları dergisi ‘Birinci Meclis’ başlıklı 10. sayısı ile okuyucu ile buluşuyor.

Dergimizin bu sayısında, Birinci Meclis’in Ankara’da toplanmasının 100. yılı anısına sadece bu Meclise odaklanan makalelerden oluşan bir dosya hazırladık. Bu çerçevede Prof. Dr. Ahmet...

1920-1923 Yılları Arasında Meclis Zabıtlarında Türk, Türklük, Türkçülük

İstanbul’daki meclisin dağılmasından sonra Mustafa Kemal seçim çağrısı yaparak milletvekillerini Ankara’da toplamış 23 Nisan 1920’de meclis açılmıştır. Bu yıl içinde Ankara Hükümeti Yunan, Ermeni,...

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Mücadeledeki Faaliyetleri

         Hamdullah Suphi Tanrıöver(1885-1966) soylu bir aileden gelmiştir. Dedesi, ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası Kocaemioğlu Suphi Paşa’dır. Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif...

Üç Umur Bugay

Türk toplumu 1950’li yıllardan itibaren oldukça dinamik bir süreç içerisinde gözükmektedir. Bu dinamizmi yaratan en önemli kaynağın köyden kente göç olduğu söylenebilir. Yeterli istihdam...

Recent comments