Ana Sayfa 7. Sayı Yalnız Demokrat Ferruh Bozbeyli’nin Ardından

Yalnız Demokrat Ferruh Bozbeyli’nin Ardından

Author

Date

Category

28 Temmuz 2019 tarihinde vefat eden Ferruh Bozbeyli (1927-2019), belli bir yaşın üstündekiler için tanıdık bir isimdi. “Yalnız Demokrat” hayatını ve tecrübelerini paylaştığı nehir söyleşi şeklinde hazırlanan kitabın başlığıydı. Bozbeyli, 1961-1977 yılları arasında siyaset yapmış, 1965 seçimleri sonrasında henüz otuz sekiz yaşındayken Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına seçilmiş ve 1970 yılında Adalet Partisi’nden ayrılan bir grup milletvekilinin kurduğu Demokrat Parti’nin devamı iddiasındaki Demokratik Parti’nin genel başkanlığını üstlenmiş önemli bir isimdi. Yalnız Demokrat kitabını okuyanlar, üniversitede öğrencilik yıllarında tanıştığı Nurettin Topçu’nun kendisi ve karakteri üzerinde ne kadar büyük etkisi olduğunu fark etmişlerdir. Türk siyasetinin 27 Mayıs darbesinden sonraki olağanüstü döneminde Adalet Partisi’nde görev alan Ferruh Bozbeyli, ilkeli bir siyaset anlayışının Türk siyasi tarihindeki nadir örneklerinden birisi olarak dikkat çekmiş ve farklı görüşlerden muhatapları nezdinde saygın bir konum elde etmeyi başarmıştır. Bu yüzdendir ki 1965 ve 1969 seçimleri sonrasında yapılan meclis başkanlığı seçimlerinin ikisinde karşısına herhangi bir aday çıkmamış ve muhalefet partilerinin milletvekillerinden de oy alarak ittifakla meclis başkanlığına seçilmeyi başarmıştır.

Türk siyasi tarihinin genelde uzlaşı kültüründen uzak olduğu göz önünde bulundurulduğunda Ferruh Bozbeyli’nin farklı görüşlerin üzerinde uzlaşabildiği saygın bir siyasetçi olmayı nasıl başardığı üzerinde düşünülmesi gereken bir sorudur. Uzlaşının TBMM Başkanlığı gibi görece pasif bir konum dolayısıyla gerçekleştiği iddia edilebilir ki bu iddianın kısmen haklı bir tarafı vardır. Aslında bu sorunun cevabı biraz da onun siyasi hayatının pek çok akranına göre kısa olmasıyla ilgilidir. 1927 doğumlu olan Bozbeyli, Türk siyasi tarihinde bir kuşağı temsil etmektedir. Bu kuşağa bakıldığında Alparslan Türkeş, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan gibi siyasiler aşağı yukarı aynı dönemde siyaset sahnesine dahil olmuşlar ve neredeyse hepsi vefatlarına kadar aktif siyasetle ilgili olmuşlardır. Bu kuşaktan bahsedilirken 2000’li yıllara kadar Türk siyasi tarihini etkileyen bir kuşaktan bahsedilmektedir. Burada Ferruh Bozbeyli’nin siyasi hayatının 1970 yılında AP’den ayrılan milletvekilleriyle birlikte genel başkanlık görevini üstlendiği Demokratik Parti’yi kurmaları, partinin 1973 seçimlerinde % 12 civarında oy almasına ve TBMM’de 45 milletvekiliyle temsil hakkı kazanmasına rağmen 1977 seçimlerinde % 2 kadar oy alarak aktif siyaset sahnesinin dışına itilmesiyle ilgili olduğu da düşünülebilir. Gerek 1977-1980 arasında gerekse 1980 sonrasında sağ siyasetin bu önemli ismi siyasete pek çok kez davet edilmesine rağmen bu davetleri kabul etmemiştir. Aslında Bozbeyli sağ siyaset açısından tam da aranan bir siyasi profile sahiptir. Zorluklarla okumuş, Anadolu’nun ücra bir köşesinden İstanbul’a üniversite okumaya gelmiş, Fevzi Çakmak’ın tekbirlerle cenazesinin kaldırılması olayına katılmış, Nurettin Topçu’nun en yakınında bulunmuş, 1950’li yıllarda Milliyetçiler Derneğine devam etmiş, Türk milliyetçiliğinin sembol isimlerinden Prof. Dr. Osman Turan’ın Yassıada’da avukatlığını yapmış, AP’ye DP’lilerin haklarını savunmak için dahil olmuş ve DP’lilerin affı Süleyman Demirel tarafından geciktirilince Demirel’e karşı muhalefetin öncülüğünü yapmış, Necmettin Erbakan’ın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığından alınmasına tepki göstermiş, Turgut Özal ile birlikte Milli Kültür Vakfı kurucuları arasında yer almış, başkanlık döneminde TBMM’de ilk defa mescit açılmasını ve toplu iftar yemeği verilmesini sağlamış birisidir. 2007 yılında 367 krizi olarak kamuoyunda yer eden cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında açıkça demokrasiden yana tavır alarak televizyon programlarına katılmış ve son olarak 90 yaşında olmasına rağmen 2017 yılında başkanlık sistemine geçiş referandumunda AK Parti’ye destek vermişti. Ferruh Bozbeyli’nin Türk sağının en tutarlı isimlerinden birisi olarak siyasi tarihte yerini aldığı söylenebilir. Kendisine siyasette devam etmeyle ilgili yapılan teklifleri reddetmesinde siyasette yaşadığı tecrübelerin payı büyük olsa gerek.

Ferruh Bozbeyli, Süleyman Demirel muhalifi olarak bilinir. Bu iki ismin birbirlerinden ayrılmaları sadece siyaseten düşündükleriyle ya da yapıp ettikleriyle ilgili bir ayrışma değildir. En temelde ilkeler düzeyinde ciddi bir farklılık söz konusudur. Ferruh Bozbeyli, anayasa ve ilkelerin belirlenmesine rağmen sürekli hayatında karşısına “ahval ve şerait” bahanesinin çıkarıldığını ve ilkelerden sapıldığını dile getirmiştir. Elbette siyasette reel politiğin gözetilmesinin insani tarafları da bulunmaktadır. Ancak ahval ve şeraitin bahane edilerek reel politiğin sürekli öne sürülmesi, siyaset etrafında güç ve fayda eksenli bir etkileşim oluşmasına sebep olmaktadır. Bu etkileşim, ister istemez standartlar, normlar ya da ilkeler temelinde değil, etkileşimin içinde oluştuğu ve devam ettiği güç ve fayda ilişkisine göre şekillenmektedir. Böylece muhataplar birbirlerine araçsal olarak bakmakta ve işini görmeyi kâr olarak kabul etmektedir. Türkiye’nin en büyük talihsizliklerinden birisi bu etkileşim modelinin kurumlaşmasındadır. Anayasalar, yasalar yapılmasına rağmen yasal bağlayıcılıkların standartlar üretememesi bir yandayken, diğer yanda inanç, değer, norm gibi gelenekten gelen meşruiyet kaynaklarının da zamanla insanlar arası etkileşime hayat verememesi ve toptan bir erozyona tabi olmasıdır. Ferruh Bozbeyli’yi okuyanlar, yakından tanıyanlar, siyaseti ahlaki ilkeler temelinde yapmayla ilgili kaygılarını takip edebilirler. Demokratik Parti Genel Başkanlığını bırakmasından sonra aktif siyasete dönmeyişi biraz da bu kaygılarıyla ilgilidir. Süleyman Demirel ise “ahval ve şerait” siyasetinin en belirgin figürlerinden birisi olarak Türk siyasi tarihindeki yerini almıştır. Onun yukarıda da değinilen ahval ve şerait bahanesine odaklı reel politik anlayışını, bugün memleketinde adını taşıyan üniversitedeki heykelinin altına da yazılmış olan “dün dündür, bugün bugündür” sözünden daha iyi ne anlatabilir? Türkiye’de süre giden siyasetin analizini yapması istendiğinde Bozbeyli’nin “kötülükler ve yanlışlıklar sığınacak bir yer bulduğu müddetçe o yanlışlıklarla mücadele etmek daha zor oluyor”[1] sözleriyle karşılık vermesi, sağ ya da sol ayrımı yapmadan siyaset kurumunun genel işleyişi üzerine acı bir tespittir. Ne yazık ki bu insanlar arası etkileşimi araçsallaştıran günü kurtarma anlayışı, sadece siyasiler arasında değil, sıradan vatandaşlar arasında da sürmektedir. Süleyman Demirel’i siyasette tutan, vefatına kadar siyasete müdahil olmaya iten sebeplerle Ferruh Bozbeyli’yi siyasetin dışına iten, “yalnız demokrat” haline getiren ve siyasete bir daha girmeme kararını net bir şekilde aldıran sebepler, üzerine düşünmeyi hak etmektedir.

Ferruh Bozbeyli, Türk siyasetiyle ilgili değerlendirmelerini Süleyman Demirel ile kendisini karşı karşıya getiren bir anekdotla bitirmiştir. Bu anekdot gerçekten de ibretliktir ve sadece siyasi kültürü analiz etmekle kalmamakta, aynı zamanda Türkiye’de insanlar arası genel sosyal etkileşim açısından bir vasatı da ortaya koymaktadır. 1960’ların sonunda Millet Partili bir milletvekili, Süleyman Demirel’i hırsızlıkla, karısını da yolsuzlukla itham ederek AP’lileri çokça kızdıran bir konuşma yapmış ve AP milletvekilleri tarafından kürsüde dövülmüştür. Bu milletvekilinin bu konuşmayı yaptıktan iki yıl sonra AP’ye geçeceği haberlerini gören Bozbeyli, böyle bir şeye ihtimal vermeyerek meseleyi konuşmak için Süleyman Demirel’i aramıştır. Demirel, Bozbeyli’nin heyecanını anlamadığını belirterek “adamın marifeti saldırmak; karşımızda durursa bize saldırıyor, yanımıza alırsak CHP’ye saldırtırız” demiştir.[2] Türkiye’de siyasi kültürde kötülüğün ve yanlışlığın kolayca sığınacak yer bulabilmesi, iyiliğin ve doğruluğun insanlar arasında yerleşmesini ve yeni nesillere aktarılmasını daha da zorlaştırmaktadır. Ferruh Bozbeyli’nin saygınlığının en azından iyiliğin ve doğrunun yanında olma çabasıyla ilişkili olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Her fani gibi merhum Ferruh Bozbeyli’nin de hataları, günahları ve sevapları olmuştur. Bu yazıda ahlaki bir siyaset yapabilme konusundaki kaygılarının onu nasıl aktif siyasetin dışına taşıdığı üzerinde duruldu. Kendi siyasetini yine ilkeler temelinde yapabilmek için kaleme aldığı Demokratik Sağ ya da siyasi tecrübelerini paylaştığı Alaca Siyaset kitapları da önemli çalışmalar olarak değerlendirmeyi hak etmektedir. Bugün yazdığı kitapların yanı sıra kendisiyle yapılan nehir söyleşinin yeni baskısı da yoktur. Siyasete girdiği zaman bir tanıdığı, zorluklarıyla birlikte insanları tanıyıp çok kârlı çıkacağını söylemiş. Eserlerinin ve tecrübelerinin yeni insanlarla tanışması da o insanlara faydalı olacaktır.

Allah rahmet eylesin, taksiratını affetsin.

[1] Ferruh Bozbeyli, Yalnız Demokrat: Ferruh Bozbeyli, (Yay. Haz. İhsan Dağı, Fatih Uğur), İstanbul, Timaş Yayınları, 2009, s. 397.

[2] A.g.e., s. 398.

AKIN, Mahmut Hakkı (1981, Karaman) Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünden 2003 yılında mezun oldu. 2004 yılında Selçuk Üniversitesi Edebiyat Sosyoloji Bölümüne araştırma görevlisi olarak atandı. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Ana Bilim Dalında 2005 yılında yüksek lisans, 2009 yılında doktora eğitimini tamamladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Linda Barbara

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Vestibulum imperdiet massa at dignissim gravida. Vivamus vestibulum odio eget eros accumsan, ut dignissim sapien gravida. Vivamus eu sem vitae dui.

Recent posts

Amerika’nın Kuruluşunda İslam’ın Etkisi

  Amerika Birleşik Devletleri’ne köle olarak getirilmiş, okuma yazma bilen Afrikalı bir Müslüman'a ait 1830'lardan kalma el yazması anılar ABD Kongre Kütüphanesi tarafından satın alınıp...

Türkiye Notları dergisi ‘Birinci Meclis’ başlıklı 10. sayısı ile okuyucu ile buluşuyor.

Dergimizin bu sayısında, Birinci Meclis’in Ankara’da toplanmasının 100. yılı anısına sadece bu Meclise odaklanan makalelerden oluşan bir dosya hazırladık. Bu çerçevede Prof. Dr. Ahmet...

1920-1923 Yılları Arasında Meclis Zabıtlarında Türk, Türklük, Türkçülük

İstanbul’daki meclisin dağılmasından sonra Mustafa Kemal seçim çağrısı yaparak milletvekillerini Ankara’da toplamış 23 Nisan 1920’de meclis açılmıştır. Bu yıl içinde Ankara Hükümeti Yunan, Ermeni,...

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Milli Mücadeledeki Faaliyetleri

         Hamdullah Suphi Tanrıöver(1885-1966) soylu bir aileden gelmiştir. Dedesi, ilk Maarif Nazırı Abdurrahman Sami Paşa’dır. Babası Kocaemioğlu Suphi Paşa’dır. Maliye, Nafia, Evkaf ve Maarif...

Üç Umur Bugay

Türk toplumu 1950’li yıllardan itibaren oldukça dinamik bir süreç içerisinde gözükmektedir. Bu dinamizmi yaratan en önemli kaynağın köyden kente göç olduğu söylenebilir. Yeterli istihdam...

Recent comments